<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ChatAlem.net &#187; Genel Kültür</title>
	<atom:link href="http://www.chatalem.net/category/genel-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.chatalem.net</link>
	<description>Türkiyenin En Büyük Chat Portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 18:15:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Urafın Tarihi Yerleri</title>
		<link>http://www.chatalem.net/urafin-tarihi-yerleri.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/urafin-tarihi-yerleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 05:51:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfanın tarihi yerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=2256</guid>
		<description><![CDATA[Müzeler ve Örenyerleri
Şanlıurfa Müzesi
Şanlıurfa Müzesi&#8217;nde; Harran&#8217;daki kazı çalışmalarından elde edilen eserlerin yanı sıra, yöredeki diğer höyüklerde ve eski iskan yerlerindeki çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan kültür varlıkları kronolojik sıralama ile teşhir edilmektedir. Giriş katındaki ilk salon Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait eserlere ayrılmıştır.
Harran
Harran tarihiyle ilgili en doğru bilgiler arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulara dayanmaktadır. Harran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müzeler ve Örenyerleri<br />
Şanlıurfa Müzesi</p>
<p>Şanlıurfa Müzesi&#8217;nde; Harran&#8217;daki kazı çalışmalarından elde edilen eserlerin yanı sıra, yöredeki diğer höyüklerde ve eski iskan yerlerindeki çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan kültür varlıkları kronolojik sıralama ile teşhir edilmektedir. Giriş katındaki ilk salon Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait eserlere ayrılmıştır.</p>
<p>Harran</p>
<p>Harran tarihiyle ilgili en doğru bilgiler arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulara dayanmaktadır. Harran adına ilk defa, Kültepe ve Mari&#8217;de bulunan M.Ö. II. bin başlarına ait çivi yazılı tabletlerde &#8220;Har-ra-na&#8221; veya &#8220;Ha-ra-na&#8221; şeklinde rastlanılmaktadır. Kuzey Suriye&#8217;de bulunan Ebla tabletlerinde ise Harran&#8217;dan &#8220;Ha-ra-na&#8221; olarak bahsedilmektedir. M.Ö. II. binin ortalarına ait Hitit Tabletlerinde, Hitit&#8217;lerle Mitanni&#8217;ler arasında yapılan bir anlaşmaya Harran&#8217;daki Ay Tanrısının (Sin) ve Güneş Tanrısının şahit tutulduğu belirtilmektedir.<span id="more-2256"></span> </p>
<p>Şuayb Şehri</p>
<p>Şanlıurfa&#8217;dan 88 km uzaklıktaki Özkent köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir. Geniş bir alana yayılan ören yerinin surlarla çevrili olduğu ve Roma devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Burada Peygamber Makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır.</p>
<p>Sogmatar</p>
<p>Şanlıurfa&#8217;ya 73 km uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır. M.S.1 ve 2&#8242;nci yüzyıllarda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir. Kökü Harran Sin Kültürüne dayanan Sabiizm ve Baş tanrı Marilaha&#8217;nın kültür merkezi olduğu bilinen Sogmatar ören yerinin Baş tanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca Kalenin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir.</p>
<p>Nevali Çori</p>
<p>Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir kolu olan Katara Deresinin yanında yer almaktadır.</p>
<p>Kazane</p>
<p>Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi MÖ 5000-3000&#8242;e dayanmaktadır. Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuştur. Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiştir. Ayrıca Sümerce&#8217;yi Akadça&#8217;ya çeviren bir alfabe bulunmuştur.</p>
<p>Balıklı Göl</p>
<p>(Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri ) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa&#8217;nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir.</p>
<p>İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe &#8220;Ey ateş, İbrahim&#8217;e karşı serin ve selamet ol&#8221; emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim&#8217;in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut&#8217;un kızı Zeliha da İbrahim&#8217;e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha&#8217;nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.</p>
<p>Camiler ve Kiliseler</p>
<p>İnanç Turizminin önemli merkezlerinden olan Urfa&#8217;da Ulu Cami , Hasan Padişah Cami, Halil-Ür Rahman Cami, İbrahim Peygamber&#8217;in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami, Eyyüp Peygamber Makamı Ve Kuyusu görülebilecek Camilerdir. İsa Kilisesi, Der Yakup Kilisesi Urfa&#8217;nın önemli kiliseleridir.</p>
<p>Ulu Cami (Merkez):</p>
<p>Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Eski bir sinagog iken M.S. 435-436&#8242;da ölen Piskopos Rabula tarafından St. Stephon Kilisesi&#8217;ne dönüştürülmüştür. Kırmızı renkteki mermer sütunların çok olması nedeni ile &#8220;Kızıl Kilise&#8221; olarak da adlandırılan yapının yerine, 1170-1175 yıllarında Nurettin Zengi tarafından inşa edilmiştir.</p>
<p>Anadolu&#8217;daki çok ayaklı camiler grubunda olup, payeler üzerinde kıble duvarına paralel üç sıra çapraz tonozlarla örtülü, yatık dikdörtgen planlıdır. On dört sivri kemerli avluya açılan ve payeler üzerine duran çapraz tonozlarla örtülü son cemaat yeri, Anadolu&#8217;da ilk kez Şanlıurfa Ulu Cami&#8217;nde kullanılmıştır. Yapının sekizgen çan kulesi bugün minare olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami (Merkez):</p>
<p>Hz. İbrahim, Mevlid-i Halil Cami avlusunun güneyinde bulunan mağarada doğmuştur. Rivayete göre devrin hükümdarı Nemrut, bir rüya görür. Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır. Müneccimlerin &#8220;Bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecektir&#8221; demesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini ister.</p>
<p>Sarayın putçusu Azer&#8217;in hanımı bu mağarada gizlice Hz. İbrahim&#8217;i dünyaya getirir. Hz. İbrahim 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. Hz. İbrahim&#8217;in doğduğu mağaranın içerisinde bulunan suyun, şifalı olduğuna ve bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılır.</p>
<p>Balıklı Göl (Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Gölü-Merkez):</p>
<p>Şehir merkezinde olup, içindeki balıklar, etrafındaki asırlık çınar ve söğüt ağaçları ile tabii bir akvaryum görünümündedir. Göller, Ayn-ı Zeliha ve Halil-ür Rahman olmak üzere iki tanedir. Hz. İbrahim Peygamber&#8217;in, devrin hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye ve onları kırıp parçalayarak tek tanrı fikrini savunmaya başlaması üzerine Nemrut tarafından bugünkü Şanlıurfa Kalesi&#8217;nden ateşe atılır. Bu esnada Allah tarafından &#8220;Ey ateş İbrahim&#8217;e karşı serin ve selamet ol&#8221; emri üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim&#8217;in düştüğü yere &#8220;Halil-ür Rahman Gölü&#8221; denilir. Nemrut&#8217;un evlatlığı Zeliha da, Hz. İbrahim Peygamber&#8217;e aşık olur. Hz. İbrahim Peygamber için babalığı Nemrut&#8217;a yalvarır. Hz. İbrahim&#8217;in ateşe düştüğünü görünce Zeliha da kendini ateşe atar. Zeliha&#8217;nın düştüğü yere de Ayn-ı Zeliha Gölü denir.</p>
<p>Hz. Eyyüp Peygamber ve Makamı (Merkez):</p>
<p>Hz. Eyyüp peygamberin, M.Ö. 2100 yılında Suriye&#8217;de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah&#8217;a ibadetten vazgeçmez. Bütün ıstıraplarına rağmen Allah&#8217;a asi olmaz. Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar. Şanlıurfa merkezinde bulunan Hz. Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir.</p>
<p>Eski Ömeriye Cami (Merkez): Şanlıurfa merkezinde bulunan bu caminin, mevcut kitabeleri onarım devrine ait olduğundan inşa tarihi bilinmemektedir. Halk arasında adına dayanılarak caminin Hz. Ömer tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Son cemaat yerinin doğu duvarında yer alan kitabede caminin 1301 tarihinde Muhammed Ağa tarafından tamir edildiği yazılıdır. Bu kitabedeki tarih Ömeriye Caminin Urfa&#8217;nın en eski camilerinden biri olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Halil-Ür Rahman Cami (Döşeme Cami-Makam Cami-Merkez): Halil-ür Rahman Gölünün güneybatı köşesinde yer alan cami, medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim&#8217;in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelen bir külliye halindedir. Cami, M.S. 504 tarihinde (Bizans dönemi) Urbisyus&#8217;un maddi yardımlarıyla monofistler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine XIII. yy.da Eyyübiler devrinde inşa edilmiştir. Caminin güneydoğu köşesine bitişik kare gövdeli kesme taş minarenin batı cephesindeki kitabede, Eyyübilerden Melik Eşref Muzafferiddin Musa&#8217;nın emriyle 1211 yılında yaptırıldığı yazılıdır.</p>
<p>Rızvaniye Cami (Zulumiye Cami-Merkez):</p>
<p>Halil-ür Rahman Gölünün kuzey kenarında yer alan cami, Bizans devrine ait St. Thomas Kilisesi&#8217;nin yerine Osmanlıların Rakka Valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından 1716 yılında yaptırılmıştır.</p>
<p>Hz. Eyyüp, Hz. Elyasa ve Rahime Hatun Türbeleri (Eyyüp Nebi Köyü-Viranşehir):</p>
<p>Hz. Eyyüp Peygamberin mezarının, Viranşehir ilçesinden 12 km uzaklıkta Eyyüp Nebi Köyü&#8217;nde olduğu rivayet edilmektedir. Hz. Eyyüp 7 yıl çile çektikten sonra kendisine Allah tarafından nail olunan şifalı su ile yıkanıp yaralarından kurtulur. Daha sonra eşi Rahime Hatunla birlikte Eyyüp Nebi Köyünde yaşar. Her ikisinin türbesi de bu köyde bulunmaktadır.</p>
<p>Eyyüp Peygamberi görmek için 3 ay yol yürüyen ve çok yakınına geldiği halde göremeden ölen Hz. Elyasa&#8217;nın kabri de aynı köydedir. Rivayete göre; IV. Murat Bağdat seferinde iken Eyyüp Nebi Köyünde mola verip bir gece konaklar. Rüyasında birisi kendisine &#8220;Kaldığın yer Eyyüp Peygamberin makamıdır. Sabah kalktığında atının kişneyerek ayağını üç defa vurduğu yere bir cami ile türbe yaptır.&#8221; der.</p>
<p>Yine özellikle yöre halkı tarafından anlatılan başka bir rivayete göre Eyyüp Peygamberin sırtını sürdüğü kutsal bir kaya kütlesi de bu köyde bulunmaktadır. Hz. Eyyüp Peygamberi ziyarete gelenler önce Hz. Elyasa&#8217;yı (Hz. Eyyüp, &#8220;Beni ziyarete gelenler önce Hz. Elyasa&#8217;nın türbesini ziyaret etsin&#8221; demiştir.) sonra Hz. Eyyüp&#8217;ün türbesini, daha sonra Rahime Hatunu ve en son da sırtını sürdüğü kutsal taşı ziyaret etmektedir.</p>
<p>Şuayb Şehri (Harran): Harran&#8217;a 45 km mesafede, bir ören yeri olup mevcut kalıntılar Roma Devrine aittir. Yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir. Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Şuayb şehri harabeleri arasında bir mağara, Şuayb Peygamberin makamı olarak bilinmektedir.</p>
<p>Ulu Cami (Harran): Harran Höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alan Ulu Cami, 744-750 yıllarında Emevi Hükümdarı II. Mervan tarafından yaptırılmıştır. Ünlü medresesi, hamamı, hastanesi ile bir külliye halinde olduğu tahmin edilmektedir. Anadolu&#8217;nun en eski ve en büyük camisi olması bakımından önem arz eden caminin Selçuklu dönemindeki onarımlarından kalma mimari parçaları, taş süsleme sanatının son derece güzel örneklerindendir.</p>
<p>Der-Yakup Kilisesi (Nemrut&#8217;un Tahtı-Merkez):</p>
<p>Urfa Kalesinin batısında Damlacık sırtlarında kurulmuş olan bu yapının Hıristiyanlık dininin doğuşundan sonra yaptırılan ilk kiliselerden olduğu bilinmektedir. M.S. 38 yılında Hıristiyan olan Süryaniler tarafından kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Buraya Nemrut&#8217;un tahtı da diyenler olduğu gibi Nemrut&#8217;un mezarı diyenler de vardır. Halk arasında Apgarın Dağı da denir. Süryaniler buraya Deyro D&#8217;Nalşotho (Ruhların Manastırı) demişlerdir.</p>
<p>Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi-Merkez): Bu kilise Tılfındır Mahallesindedir. Hıristiyanlık tarihinin ilk kiliselerinden olup M.S. 38 yılında Süryaniler tarafından yapılmıştır. Evliya Çelebi Hz. İsa&#8217;nın Urfa&#8217;ya geldiğini ve bu kiliseyi ziyaret ettiğini, bu nedenle buraya Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi) denildiğini yazmaktadır.</p>
<p>Harran (Harran): Din ve dilleriyle en eski milletlerden biri sayılan İbraniler, tek tanrıya inanan bir din anlayışını ilk gerçekleştiren kavimdir. Kutsal kitaplarda anlatılan Sami asıllı Yahudi kavmi, Tevrat&#8217;a göre Yehova İbranilerini yöneten İbrahim Peygambere &#8220;Kabileni al ve baba evini (Ur şehri şimdiki Urfa) bırak, göstereceğim ülkeye git. Orada kavmini büyük bir millet yapacağım.&#8221; denmiştir. Yine Tevrat&#8217;ta &#8220;Abram Harran&#8217;dan gittiği vakit, 75 yaşında idi&#8221; denilmektedir. Hz. İbrahim&#8217;in evinin kentin ortasında bulunan höyüğün kuzey eteklerindeki kalıntılar arasında bulunduğu bilim çevrelerince iddia edilmektedir.</p>
<p>Köprüler ve Su Kemerleri</p>
<p>Karakoyun Deresi</p>
<p>Karakoyun deresinin tarihteki adı Deysan Irmağıdır. Urfa&#8217;nın batısından doğan, şehir içersinden geçerek Harran Ovası&#8217;nda Cüllap Irmağıyla birleşen bu dere günümüzde kurumuş bir durumdadır. Karakoyun Deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru; Hızmalı Köprü, Millet Köprüsü, Jünstinyen Su Kemeri, Samsat Köprüsü (Eski Köprü), Hacı Kamil Köprüsü, Beg Kapısı Köprüsü (Kısas Köprüsü) ve Demir Köprü bulunmaktadır.</p>
<p>Karakoyun Su Kemeri</p>
<p>Millet Köprüsü ile Samsat Köprüsü arasındadır. Bizans imparatoru Jünstinyen tarafından 525 senesinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir.</p>
<p>Urfa Kalesi</p>
<p>Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.</p>
<p>Çeşmeler</p>
<p>Firuz Bey Çeşmesi</p>
<p>Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medresesinin güney duvarında yeralan çeşme 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır. Medreseden günümüze sadece 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Aynı yerde bugün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler Devri medresesinin üzerine 1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır.</p>
<p>Hamamlar</p>
<p>Urfa&#8217;da Osmanlı Dönemi&#8217;nden kalma 8 hamam bulunmaktadır. Bunlar; Cıncıklı, Vezir, Şaban, Velibey, Eski Arasa, Serçe ve Sultan hamamlarıdır.</p>
<p>Hanlar ve Çarşılar</p>
<p>Urfa&#8217;da Osmanlı Dönemi&#8217;nden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Topçu Hanı, Bican Ağa Hanı, Millet Hanı ve Barutçu Han&#8217;dır.</p>
<p>Şanlıurfa&#8217;nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi Gümrük Hanı civarında yoğunluk göstermektedir. Kazaz Pazarı (Bedesten), Sipahi Pazarı, Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kınacı Pazarı, Bıçakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, İsotçu Pazarı, Demirci Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Saraç Pazarı, Attar Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kürkçü Pazarı, Eskici Pazarı, Keçeci Pazarı, Kokacı (Kovacı) Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Hüseyniye Çarşıları Gümrük Hanı civarında yer alan ve günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alış veriş yerleridir.</p>
<p>Ornitoloji</p>
<p>Dünyada soyu tükenmekte olan ve Türkiye&#8217;de yalnızca Birecik&#8217;te yaşayan Kelaynaklar Şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinden en ilgincidir. İbidae soyundan olan Kelaynaklar baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır. Birecik&#8217;ten başka Fas ve Cezayir&#8217;de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar&#8217;a göç ederler ve şubat ortasından başlayarak Birecik&#8217;e gelirler. Kayalık yamaçlarda yuva kurar, yumurtlama döneminden sonra temmuz ayı ortalarında geri dönerler. Birecik&#8217;te her yıl Kelaynak Festivali düzenlenmektedir.</p>
<p>Geleneksel Urfa Evleri</p>
<p>Urfa evleri genellikle harem (halk harem der) ve &#8220;oda&#8221; denilen selâmlık kısmı olmak üzere iki bölümden oluşurlar. Bazen bu iki bölüm, aralarından bir duvarla ayrılmış ve sokak tarafından ayrı birer kapıları olan müstakil iki ev görünümünü verdikleri gibi, bazen de tek kapıyla girilen selâmlık bölümünden sonra ikinci bir kapıyla harem bölümüne geçilen bir plan gösterirler.</p>
<p>Hacı Hafızlar Evi</p>
<p>Kara Meydan semtindedir. Postahanenin güneyine bitişik olan bu ev, harem ve selâmlık bölümlü olup geleneksel Urfa evlerinin birçok özelliğini üzerinde toplamaktadır. 1888 yılında inşa edilen bu tarihi ev Kültür Bakanlığı&#8217;nca restore edilerek Devlet Güzel Sanatlar Galerisi haline getirilmiştir.</p>
<p>Sakıbın Köşkü</p>
<p>1796-1876 yılları arasında yaşayan Şair Sakıp Efendi tarafından yaptırılan bu konak Halepli Bahçe içerisinde bulunur. Nedim Efendi Konağı gibi harem ve selâmlık olarak geniş bir alana yayılır. 1985 yılında Şanlı Urfa Belediyesi&#8217;nce tamir ettirilmiştir.</p>
<p>Küçük Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu Konağı</p>
<p>(Vilayet Konukevi) : Şanlı Urfa Merkezinde, Vali Fuat Caddesi&#8217;nin (Büyükyol) Balıklıgöl&#8217;e yakın kesiminde Selahattin Eyyubi Caminin batısındadır. Bu tarihi konak 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir (1890 yılları). Harem ve selamlık bölümleri vardır. Konakta inşaat malzemesi olarak ünlü Urfa Taşı kullanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/urafin-tarihi-yerleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI</title>
		<link>http://www.chatalem.net/tc-kultur-ve-turizm-bakanligi.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/tc-kultur-ve-turizm-bakanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 21:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=1308</guid>
		<description><![CDATA[T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.
Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.
Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur
a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.
b) Manevi Kültür Öğeleri: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI</strong></p>
<p>Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.</p>
<p>Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.<br />
Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur</p>
<p>a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.</p>
<p>b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.</p>
<p>Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.<br />
turkforumuz.biz&#8217;den alınmıştır<br />
Kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. Örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.<br />
KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>* Kültür görelidir. Yani her toplumun kendine özgü kültürü vardır.<br />
* Kültür tarihseldir. Yani geçmişten günümüze süregelmektedir.<br />
* Kültür insan eseridir. İnsanlar hem kültürü oluştururlar hem de kültürden etkilenirler.<br />
* Kültür durağan değildir. Zaman içinde değişir. Maddi öğeler daha hızlı değişir. Ayrıca her toplumda kültürel değişim hızı birbirinden farklıdır.</p>
<p> </p>
<p>KÜLTÜRÜN İŞLEVLERİ</p>
<p>* Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar<br />
* Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar<br />
* Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu verir. “Biz bilinci”<br />
* Toplumsal kişiliğin oluşmasını sağlar. “sosyalleşme”<br />
KÜLTÜRÜN KAZANILMASI</p>
<p>İnsanların toplumları, ülkeleri birbirinden farklı da olsa biyolojik olarak birbirlerine benzerler, ama inanç, düşünce, tutum ve olayları algılayış tarzı bakımından farklıdırlar.</p>
<p>Bu farklılığı ortaya çıkaran etkenlerin başında içinde yetiştikleri kültürel yapıdır. Bireyler, kültürü sosyalleşme süreciyle kazanırlar.</p>
<p>Sosyalleşme (Toplumsallaşma), (Sosyalizasyon):</p>
<p>Birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir. Ömür boyu süren bu öğrenme ve uyma sürecine sosyalleşme denir.</p>
<p>Birey sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. Olayları algılayış tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.</p>
<p>Sosyalleşme süreci, aynı toplumdaki bireyleri genel olarak birbirine benzetir. Ancak aynı kültürel ortamda da yaşasa her insanın yaratılış özellikleri farklı olduğu için kişilikleri birbirinin aynısı değildir.<br />
KÜLTÜRLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR</p>
<p>1- Üst Kültür: Bir toplumda geçerli olan genel kültür özellikleridir. Toplumun her kesiminde bilinir ve benimsenir.</p>
<p>Örnek: Genel Türkiye kültürü, genel Çin kültürü, genel İtalyan kültürü gibi…<br />
2- Alt kültür: Üst kültür içindeki din, dil, töre ve etnik köken bakımından kendine özgü özelliklere sahip toplulukların kültürüdür.</p>
<p>Örnek: Türkiye’deki Kürt, Laz, Alevi, Yörük kültürü, Amerika’daki Kızılderili, Zenci, Göçmen kültürü gibi…<br />
3- Kültürleme: Toplumun, kendi kültürel özelliklerini yeni kuşaklara sosyalleşme yoluyla aktarmasıdır.</p>
<p>Örnek: Türk toplumunda yetişen bir kişi Türk gibi düşünür, davranır ve giyinir.<br />
turkforumuz.biz&#8217;den alınmıştır<br />
4- Kültürleşme: Farklı kültürlerin karşılıklı etkileşime girmesiyle gerçekleşen kültür alış-verişidir. Kültürleşme süreci sonunda her iki toplum da yavaş ya da hızlı değişir.</p>
<p>Örnek: Aynı mahallede oturan Türk ve Kürt toplulukların zamanla birbirini etkilemesi, Avrupa birliğine üye ülkelerin kültürel etkileşime girmesi<br />
5- Kültürel Yayılma: Bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki başka kültürlere yayılmasıdır.</p>
<p>Örnek: Spagettinin İtalya’dan, ulusçuluk fikrinin Fransa’dan, tütünün içmenin Kuzey Amerika yerlilerinden, yoğurdun Türklerden dünyaya yayılması gibi…<br />
6- Kültürel Gecikme: Bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.</p>
<p>Örnek: Cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. Bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. Ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.<br />
7- Kültürel Şok: Kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları bunalım ve uyumsuzluk durumudur.</p>
<p>Örnek: Almanya’ya giden ilk Türk işçilerin uyum sorunları, kentten köye gelin olan bir kızın uyum sorunu, Doğuda bir köye atanan yeni İzmirli öğretmen vb…<br />
8- Kültür Emperyalizmi: Emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. Kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesidir. Kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır.<br />
turkforumuz.biz&#8217;den alınmıştır<br />
Örnek: Batı kültürü, TV programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulacaktır.<br />
9- Kültürel asimilasyon: Bir kültürün, kendi içindeki azınlık kültürü eritmesi ve kendine benzetmesidir. Asimilasyon normal bir süreçle olabildiği gibi devlet eliyle zorla da olabilir.</p>
<p>Örnek: Bulgar Türklerinin zamanla Slavlar içinde erimesi, Anadolu’daki Türklerden önceki eski halkların Türk kültürü içinde erimesi, Azteklerin Meksika kültürü içinde erimesi vb…<br />
10- Kültürel Yozlaşama: Yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmadır.</p>
<p>Örnek: Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/tc-kultur-ve-turizm-bakanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nüfus Nedir &#8211; Nüfus Yoğunluğu Nedir</title>
		<link>http://www.chatalem.net/nufus-nedir-nufus-yogunlugu-nedir.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/nufus-nedir-nufus-yogunlugu-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 21:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus Yoğunluğu Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=1305</guid>
		<description><![CDATA[Nüfus Nedir &#8211; Nüfus Yoğunluğu Nedir
NÜFUS
Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder. 
NÜFUS ARTIŞI
Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Nüfus Nedir &#8211; Nüfus Yoğunluğu Nedir</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>NÜFUS<br />
Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>NÜFUS ARTIŞI</strong><br />
Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.<br />
Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasında bir ilişki bulunmaktadır.<br />
Buna göre;<br />
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.<br />
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.<br />
Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.<br />
a. Nüfus artışının olumlu sonuçları<br />
• Üretim artar.<br />
• Vergi gelirleri artar.<br />
• Mal ve hizmetlere talep artar.<br />
• Yeni endüstri dalları doğar.<br />
• İşçi ücretleri ucuzlar.<br />
• İhracatta rekabet kolaylaşır.<br />
b. Nüfus artışının olumsuz sonuçları<br />
• İşsizlik artar.<br />
• Kalkınma hızı düşer.<br />
• Kişi başına düşen milli gelir azalır.<br />
• Tasarruflar azalır.<br />
• Tüketim artar.<br />
• İç ve dış göçler artar.<br />
• İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanması zorlaşır.<br />
• İhracat azalır.<br />
• Demoğrafik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar.<br />
• Çevre kirlenmesi artar.<br />
• Belediye hizmetleri zorlaşır.</p>
<p>TÜRKİYE’DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI<br />
Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın &#8211; erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.<br />
• 1927 &#8211; 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.<br />
• 1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.<br />
• Nüfus artış hızı en az 1940 &#8211; 1945 yılları arasında, en fazla 1955 &#8211; 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.<br />
TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI<br />
Türkiye’deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:</p>
<p>1. Fiziki Faktörler<br />
a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.<br />
b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli plâ-tosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.<br />
c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.</p>
<p>2. Beşeri Faktörler<br />
a. Sanayileşme: Bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir.<br />
b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.<br />
c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir.<br />
d. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır.<br />
e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.</p>
<p>NÜFUS YOĞUNLUĞU</p>
<p>1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu<br />
Bir ülke veya bölgedeki toplam nüfusun, o ülke veya bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen sayıya, aritmetik nüfus yoğunluğu denir.<br />
Türkiye’nin yüzölçümü (izdüşüm alanı olarak) 779.452 km2, toplam nüfusu da 62.865.574 (1997) dir. Buna göre, Türkiye’nin aritmetik nüfus yoğunluğu, 1997 yılına göre yaklaşık olarak 81&#8242;dir. Ancak, bu yoğunluk çok kaba olarak nüfusun dağılışını gösterir ve sadece ülkelerin nüfus yoğunluklarını kıyaslamak için kullanılır. Oysa il ve ilçelerin nüfusları ve yüzölçümleri dikkate alınarak yapılan aritmetik yoğunluk, gerçeğe daha yakın rakamlar vermektedir.</p>
<p>2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu<br />
Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir.<br />
Türkiye’de tarımsal nüfus yoğunluğu bölge ve iller arasında farklılık gösterir. Bunda yerşekillerinin dağlık ve ovalık olmasıyla, tarımda çalışan nüfusun miktarı etkili olmaktadır.<br />
Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.</p>
<p>3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu<br />
Toplam nüfusun, ekili &#8211; dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/nufus-nedir-nufus-yogunlugu-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genel Kültür Nedir</title>
		<link>http://www.chatalem.net/genel-kultur-nedir.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/genel-kultur-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 21:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[esin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[kültür genel]]></category>
		<category><![CDATA[lara]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=1301</guid>
		<description><![CDATA[kültür
bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.
kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.
kültür, genel olarak iki öğeden oluşur.
a) maddi kültür öğeleri: binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.
b) manevi kültür öğeleri: inançlar, gelenekler, normlar, düşünce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>kültür</strong><br />
bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.</p>
<p>kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.</p>
<p>kültür, genel olarak iki öğeden oluşur.</p>
<p><strong>a) maddi kültür öğeleri: binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.</strong></p>
<p><strong>b) manevi kültür öğeleri: inançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.</strong></p>
<p>- kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.</p>
<p>- kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.</p>
<p>kültürün özellikleri:</p>
<p>- kültür görelidir. yani her toplumun kendine özgü kültürü vardır.</p>
<p>- kültür tarihseldir. yani geçmişten günümüze süregelmektedir.</p>
<p>- kültür insan eseridir. insanlar hem kültürü oluştururlar hem de kültürden etkilenirler.</p>
<p>- kültür durağan değildir. zaman içinde değişir. maddi öğeler daha hızlı değişir. ayrıca her toplumda kültürel değişim hızı birbirinden farklıdır.</p>
<p>kültürün işleyişleri:</p>
<p>- birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar</p>
<p>- topluma kimlik kazandırır. toplumu diğer toplumlardan farklı kılar</p>
<p>- toplumsal dayanışma ve birlik duygusu verir. “biz bilinci”</p>
<p>- toplumsal kişiliğin oluşmasını sağlar. “sosyalleşme”</p>
<p> </p>
<p>kültürün kazanılması:</p>
<p>insanların toplumları, ülkeleri birbirinden farklı da olsa biyolojik olarak birbirlerine benzerler, ama inanç, düşünce, tutum ve olayları algılayış tarzı bakımından farklıdırlar.</p>
<p>bu farklılığı ortaya çıkaran etkenlerin başında içinde yetiştikleri kültürel yapıdır. bireyler, kültürü sosyalleşme süreciyle kazanırlar.</p>
<p>sosyalleşme (toplumsallaşma), (sosyalizasyon):</p>
<p>birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir. ömür boyu süren bu öğrenme ve uyma sürecine sosyalleşme denir.</p>
<p>birey sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. olayları algılayış tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.</p>
<p>- sosyalleşme süreci, aynı toplumdaki bireyleri genel olarak birbirine benzetir. ancak aynı kültürel ortamda da yaşasa her insanın yaratılış özellikleri farklı olduğu için kişilikleri birbirinin aynısı değildir.<br />
kültürle ilgili temel kavramlar:</p>
<p>1- üst kültür: bir toplumda geçerli olan genel kültür özellikleridir. toplumun her kesiminde bilinir ve benimsenir.</p>
<p>örnek: genel türkiye kültürü, genel çin kültürü, genel italyan kültürü gibi…<br />
2- alt kültür: üst kültür içindeki din, dil, töre ve etnik köken bakımından kendine özgü özelliklere sahip toplulukların kültürüdür.</p>
<p>örnek: türkiye’deki kürt, laz, alevi, yörük kültürü, amerika’daki kızılderili, zenci, göçmen kültürü gibi…<br />
3- kültürleme: toplumun, kendi kültürel özelliklerini yeni kuşaklara sosyalleşme yoluyla aktarmasıdır.</p>
<p>örnek: türk toplumunda yetişen bir kişi türk gibi düşünür, davranır ve giyinir.</p>
<p>4- kültürleşme: farklı kültürlerin karşılıklı etkileşime girmesiyle gerçekleşen kültür alış-verişidir. kültürleşme süreci sonunda her iki toplum da yavaş ya da hızlı değişir.</p>
<p>örnek: aynı mahallede oturan türk ve kürt toplulukların zamanla birbirini etkilemesi, avrupa birliğine üye ülkelerin kültürel etkileşime girmesi<br />
5- kültürel yayılma: bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki başka kültürlere yayılmasıdır.</p>
<p>örnek: spagettinin italya’dan, ulusçuluk fikrinin fransa’dan, tütünün içmenin kuzey amerika yerlilerinden, yoğurdun türklerden dünyaya yayılması gibi…<br />
6- kültürel gecikme: bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.</p>
<p>örnek: cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.<br />
7- kültürel şok: kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları bunalım ve uyumsuzluk durumudur.</p>
<p>örnek: almanya’ya giden ilk türk işçilerin uyum sorunları, kentten köye gelin olan bir kızın uyum sorunu, doğuda bir köye atanan yeni izmirli öğretmen vb…<br />
8- kültür emperyalizmi: emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesidir. kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır.</p>
<p>örnek: batı kültürü, TV programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulacaktır.</p>
<p> <br />
9- kültürel asimilasyon: bir kültürün, kendi içindeki azınlık kültürü eritmesi ve kendine benzetmesidir. asimilasyon normal bir süreçle olabildiği gibi devlet eliyle zorla da olabilir.</p>
<p>örnek: bulgar türklerinin zamanla slavlar içinde erimesi, anadolu’daki türklerden önceki eski halkların türk kültürü içinde erimesi, azteklerin meksika kültürü içinde erimesi vb…</p>
<p> <br />
10- kültürel Yozlaşama: yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmadır.</p>
<p>örnek: gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi.</p>
<p>kültür nedir kültür nedir ,kültür nedir ? kültür ne demek, kültür türleri, kültür hakkında, kültür örneği, kültür tarihi, kültür tanımı, kültür anlami nedir, kültür nerede, neden, nasıl, ne zaman, niçin, ne denir, nerde, niye, ne demektir, nelerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/genel-kultur-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evcilleştirme</title>
		<link>http://www.chatalem.net/evcillestirme.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/evcillestirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 13:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[evcil hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[evcilleştirme nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan nasıl evcilleştirilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[Yararlı ya da sevilen hayvanların ev gereksinme ve hizmetleri için insanlarla bir arada yaşamaya alıştırılması. Çok eski bir uygulamadır. Bir hayvanın zorla tutsaklığa alıştırılması evcilleştirilme sayılmaz. Evcilleşen hayvanın insanın varlığını, barınağını araması, kendisinden yararlanılmak için uygulanan eğitime uysallıkla botun eğmesi, insanoğlunun denetimi altında üreyip çoğalması gerekir. Bu anlamda insanların evcilleştirdiği hayvan köpek, sonra sığırdır. Sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yararlı ya da sevilen hayvanların ev gereksinme ve hizmetleri için insanlarla bir arada yaşamaya alıştırılması. Çok eski bir uygulamadır. Bir hayvanın zorla tutsaklığa alıştırılması evcilleştirilme sayılmaz. Evcilleşen hayvanın insanın varlığını, barınağını araması, kendisinden yararlanılmak için uygulanan eğitime uysallıkla botun eğmesi, insanoğlunun denetimi altında üreyip çoğalması gerekir. Bu anlamda insanların evcilleştirdiği hayvan köpek, sonra sığırdır. Sonra diğer evcil hayvanlar (Kedi, at, eşek, koyun, keçi, tavuk, domuz, vb) gelir. İnsanlara alışmakla birlikte fil ve Ren geyiği tam evcil hayvan sayılmazlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/evcillestirme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi (1611 &#8211; 1681)</title>
		<link>http://www.chatalem.net/evliya-celebi-1611-1681.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/evliya-celebi-1611-1681.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 13:20:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[evliya çelebi kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[evliya nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[Evliya Çelebi (1611 &#8211; 1681)Gezgin ve yazar. Asıl adı Hafız Mehmet Zilli’dir. Medrese öğrenimi gördü, ayrıca güzel yazı, nakış, kitap süsleme, müzik dersleri de aldı. Enderun’a alınarak saray hizmetine girdi (1635). Önce İstanbul’un her yerini gezdi, sonra Bursa’ya (1640). Önce İstanbul’un her yerini gezdi, sonra Bursa’ya (1640), ondan sonra deniz yoluyla Trabzon’a gitti.
Gezilere ilgisi gittikçe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evliya Çelebi (1611 &#8211; 1681)</strong>Gezgin ve yazar. Asıl adı Hafız Mehmet Zilli’dir. Medrese öğrenimi gördü, ayrıca güzel yazı, nakış, kitap süsleme, müzik dersleri de aldı. Enderun’a alınarak saray hizmetine girdi (1635). Önce İstanbul’un her yerini gezdi, sonra Bursa’ya (1640). Önce İstanbul’un her yerini gezdi, sonra Bursa’ya (1640), ondan sonra deniz yoluyla Trabzon’a gitti.<span id="more-652"></span></p>
<p>Gezilere ilgisi gittikçe artarak yeni yolculuklara çıktı, seferlere katıldı. Ömrünün sonuna kadar gezdiği yerler arasında şu ülkeler sayılabilir. Balkanlar İmparatorluğunun hemen hemen tüm eyaletleri, Kafkasya ve Güney Rusya, Arabistan, Akdeniz, Ortadoğu ve Avrupa, Avrupa ülkelerine ve Güney Rusya’ya gittiği kuşkuludur. Çünkü Evliya Çelebi 10 ciltte anlattığı gezilerinde bir takım masal ve söylentilere de gerçekmiş gibi yer vermesi dışında, başkalarından dinlediği bazı yerleri de görmüş gibi anlatır. Bununla birlikte Seyahatnamesi 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için önemli tarihi kaynaklardan biridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/evliya-celebi-1611-1681.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
