<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ChatAlem.net &#187; Kadın Diyet ve Gebelik</title>
	<atom:link href="http://www.chatalem.net/category/kadin-diyet-ve-gebelik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.chatalem.net</link>
	<description>Türkiyenin En Büyük Chat Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 10:05:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>Sağlıklı kilo vermenin tüyoları</title>
		<link>http://www.chatalem.net/saglikli-kilo-vermenin-tuyolari.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/saglikli-kilo-vermenin-tuyolari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 07:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[açlık]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ikram]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kilo alma]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[kısa sürede kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik faaliyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı kilo vermenin tüyoları]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[su tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3539</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı kilo vermenin tüyoları Hospitalium Haznedar Hastanesi Diyetisyeni Fatma Koçak yiyerek nasıl zayıflanabileceğine ilişkin ipuçları verdi. Koçak’ın önerilerini herkes rahatlıkla uygulayabilir. Sağlıklı bir şekilde kilo nasıl verilir ? Günü 6 parçaya bölerek, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar besin tüketilmeli, küçük ve masum görünen fakat yağ ve şeker içeriği yüksek; yükte hafif pahada ağır ikramları geri çevirin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı kilo vermenin tüyoları Hospitalium Haznedar Hastanesi Diyetisyeni Fatma Koçak yiyerek nasıl zayıflanabileceğine ilişkin ipuçları verdi. Koçak’ın önerilerini herkes rahatlıkla uygulayabilir.<span id="more-3539"></span></p>
<p><strong>Sağlıklı bir şekilde kilo nasıl verilir ?</strong></p>
<p>Günü 6 parçaya bölerek, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar besin tüketilmeli, küçük ve masum görünen fakat yağ ve şeker içeriği yüksek; yükte hafif pahada ağır ikramları geri çevirin.</p>
<p>Vücudun yağ ve kas dengesini sağlamada doğru beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivite de önemlidir. Beraberinde bir egzersiz programına başlamak ve mümkünse bunu hayat boyu bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir. Bu mümkün değil ise, gün boyu hareket halinde olunmalıdır. Gün içerisinde hareketliliği sağlayacak kısa yürüyüşler, merdiven çıkma gibi fırsatları değerlendirin.</p>
<p>Örneğin masanızda sürekli su bulundurmaktansa, arada bir kalkıp mutfağa gidin ve su için. Dikkat edin; eğer bunu yapmaya bile üşeniyor ve başkalarından rica ediyorsanız; hareketsizliğe alışkın olabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-480" style="margin: 5px 10px; border-width: 0pt;" title="article_diyet31" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/article_diyet31.jpg" alt="article_diyet31" width="400" height="332" />Yiyerek nasıl zayıflanır ?</strong></p>
<p>Kişiden kişiye ve yenilen besinlerin içeriğine göre değişmesine rağmen yemek yedikten 3-4 saat sonra kan şekeri düşer ve karnımız acıkır, bir şeyler yeme isteği duyulur. Biz diyetisyenlerin “az miktarda ve sık sık yemek yiyin” önerimizin temelinde bu yatar. Çünkü iş yoğunluğu veya başka meşguliyetler sebebiyle 6-7 saate varan açlıklar sonucunda dayanılmaz bir açlık duygusu ve hızlı yemek yeme bir araya gelir.</p>
<p>Kısa bir süre içinde, o an için vücudun ihtiyacından çok daha fazla besin tüketilir. Metabolik faaliyetler sonucunda alınan kalorinin bir kısmı kullanılır. Ancak fazlası elbette ki, depolanır. Bu durum sık sık tekrarlanırsa, kilo alma kaçınılmazdır. Bu nedenle 2-3 saatte bir besin tüketmek günlük besin alımının frenlenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Diyetlerde su tüketimi artırılır bunun nedeni nedir ?</strong></p>
<p>Su, yetişkinlerde vücudun toplamda yüzde 55-60′ını oluşturur. Hayati sıvı denilen kanın yüzde 90′ ı, kasların yüzde 75′ i, kemiklerin yüzde 25′ i ve hatta yağlarınenerji için depolandığı dokunun dahi yüzde10 ila 30′ u sudan oluşmaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan besin ve besin öğelerini alırken, yeterli miktarda suyun da alınması gerekir. Kilo verme esnasında metabolik artıkların uzaklaştırılması için, kilo alma esnasında da hücre yapımı için yeterli miktarda su alınması şarttır.</p>
<p><strong>Kısa sürede kilo vermenin zararları nelerdir ?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar, kısa sürede kilo vermek için günlük alınan kalorinin aşırı derecede kısılması sonucunda, yağ kaybının yanı sıra kas kaybının da fazla olduğunu göstermektedir. Vücudun iskelet kasları dışında kalbin de yapısı kastır. Dolayısıyla tüm bu dokuların kas kitlelerinde azalmalar olmaktadır.</p>
<p>Uzun vadede ise, iç organların zarar görmesi mümkündür. Kaldı ki, hayat boyu kalorisi çok fazla kısıtlanmış bir diyete uyulması imkansızdır. Kilo verdikten sonra düşük kalorili diyetler bırakılır ve sofralar tabir yerindeyse donatılır. Egzersizler azaltılır. Verilen kilolar da aynen ve bazen daha fazlasıyla geri alınır. Geriye gözle görülmeyen ve uzun vadede anlaşılacak tahribatlar<br />
kalır.</p>
<p>Füsun Saka</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/saglikli-kilo-vermenin-tuyolari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 soruda sağlıklı gebelik</title>
		<link>http://www.chatalem.net/10-soruda-saglikli-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/10-soruda-saglikli-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 07:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Sağlık Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[anormallik]]></category>
		<category><![CDATA[chatalem]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğum travmaları]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düşük riski]]></category>
		<category><![CDATA[ense kalınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[fetal eko]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik testi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Testleri]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte 5 hafta]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[genetik kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[idrar testi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan testi]]></category>
		<category><![CDATA[mongolizm]]></category>
		<category><![CDATA[plasenta]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[sürfakan]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[trizomi]]></category>
		<category><![CDATA[ultrason]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3537</guid>
		<description><![CDATA[Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz. Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi. Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.</p>
<p>Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.<span id="more-3537"></span></p>
<p>Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz ?<br />
Gebelik başladıktan sonra ilk etapta yani beklenen adet günü geçtikten sonra, gebeliği tespit için kanla ya da idrarla bir gebelik testi yapıyoruz. Ultrasonla gebeliği tespit etmeye çalışıyoruz. Gebeliğin ultrasonla ilk değerlendirilmesi son adetten 5 hafta sonra yapılıyor.<br />
article_gebelik<br />
İlk üç ay içinde başka testler uygulanıyor mu ?<br />
İlk üç ay içerisinde herhangi bir genetik anormallik olup olmadığını belirlemek için yaptığımız ilk test, ikili test dediğimiz tarama testidir. Bu testle, kanda iki tane özelliğe bakıyoruz. Annenin kanına bakılırken ultrasonla da bebeğin bazı ölçümleri yapılıyor. Bebeğin ensesindeki kalınlığa bakılıyor. Çünkü ense kalınlığı arttığı zaman bebeklerde bazı genetik anormallikler ya da kalp anormalliklerinin riski artıyor.<a href="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/article_gebelik.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-198" title="article_gebelik" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/article_gebelik.jpg" alt="article_gebelik" width="250" height="257" /></a></p>
<p>Bu anormallikler neler olabiliyor?<br />
Sık bilinen Down sendromu var, yani Mongolizm. Bir de daha ender görülen trizomi 13 ya da 18 dediğimiz, döllenme sırasında oluşan genetik kodlama hataları görülebiliyor. Bizi en çok rahatsız eden ise Down sendromu. Çünkü Down sendromlu doğan bazı çocuklar, uzun yıllar yaşayabiliyor, eğitim alabiliyorlar. Ama bir ailenin Down sendromlu bir bebek sahibi olması gerçekten çok sıkıntılı bir durum. Biz bu sorunu tespit edebiliyoruz. Eğer ailenin onayı varsa, doktor onayı da varsa gebelik 3-3,5 aylıkken sonlandırılabiliyor. Fakat bu bebeklerin doğduktan sonra yaşama olanağının olması, gebeliğin sonlandırılmasını tartışmalı bir konu haline getiriyor.</p>
<p>İkili testten sonra hangi testler yapılıyor?<br />
İkili testten sonra 16. ve 19. haftalarda üçlü test var. Yaklaşık olarak gebeliğin 3,5 ayında ikili teste benzer şekilde anne kanı alınarak yapılan bir testtir. Fakat her iki test için de bunların tarama testleri olduğunu belirtmemiz gerek. Anneden kan alarak bebekle ilgili fikir sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Bu testler hiçbir zaman yüzde yüz kesin sonuç vermiyor. Ancak size istatistiki veri sağlıyor. Böyle bir çocuk sahibi olma riskiniz binde bir ya da yüzde bir gibi. Bu risk hep vardır. Bu riski ortadan kaldıramazsınız. Tarama testi olduğu için annenin kuşkularını da aslında ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Yüzde 100 tespit sağlamak için ne yapılabilir?<br />
3,5-4 ay olduğunda anne karnından ince bir iğneyle girip bebeğin suyundan örnek alınabiliyor. Bunu tahlile gönderiyoruz ve bebeğin genetik yapısı inceleniyor. Bu yöntem bebek hakkında genetik olarak yüzde 100 kesin bilgi veriyor. Biz buna amniyosentez diyoruz. Aynı şekilde bebek kanı alınarak da yapılabiliyor fakat bunun düşük riski daha yüksektir.</p>
<p>Gebelikte diyabet riski çıktığında ne tür önlemler alınıyor ?<br />
Gebeliğiin 24-28 haftaları arasında 50 gr. şeker yükleme testini yaptıktan sonra sonuç belli bir sınırın üzerinde çıktıysa hastayı doğrudan gebeliğe bağlı diyabet olarak kabul ediyoruz. 50 gram yükleme de bir tarama testi ve onun da bir yanılma payı var. Eğer bu testte yüksek çıkarsa bizi yanıltmasın diye bir de 100 gram yükleme testi yapıyoruz. Bu yüklemeyi herkesten istememe nedenimiz ise güç olmasıdır. 3 saat takip gerektirir. Bunların sonucunda hastanın gebeliğe bağlı diyabetli olduğuna karar verdiğimizde ilk etapta hastaya diyet öneriyoruz ve kontrole alıyoruz. Diyetle şekerini kontrol altına alırsak devam ediyoruz. Ama diyetle halledemezsek o zaman insülin kullanmaya başlıyoruz. İnsülin kullanmamızın nedeni de insülin bebekle anne arasındaki bariyeri aşmıyor.</p>
<p>Gebelikte diyabet, ne tür riskleri beraberinde getiriyor ?<br />
Bebek sürekli çok şekerli bir ortamda olduğu için normalden fazla büyüyor. Doğum travmaları artıyor. Çünkü o kadar büyük bir bebeği doğurmaya çalıştığınızda normal doğumda hem anneye hem de çocuğa zarar verebiliyor. Diyabetik bebeklerin kiloları genelde gövde ve omuz çevresinde oluyor. Bebeğin kafası çıkıyor ama ondan sonra omuz takılıyor ve çok büyük bir risk oluşturabiliyor. Bebeğin iri olmasını sezaryenle aşabilirsiniz. İkinci problem bebeklerin akciğerlerinde bulunan sürfaktan denilen bir madde var ve bu madde akciğerlerinin düzgün genişleyip, düzgün solunum yapmasını sağlıyor. Diyabetik bebeklerde akciğer gelişimi de problem oluyor. Akciğerler daha geç ve güç gelişiyor. Bu bebekler, akciğer gelişimi problemi yaşıyorlar. Diyabetik annelerin de bebeklerinde bazı anormallikler görülebiliyor. Kalp problemleri daha sık görülüyor. Diyabetik annelerin bebeklerinde 28. haftada mutlaka fetal eko da yapmak gerekiyor.</p>
<p>Erken doğum riski dönemi bittikten sonra, gebeler hangi aşamalardan geçiyor ?<br />
28. haftadan sonra erken doğum riskinin bittiği dönem olan 37. haftaya kadar hastayı özel durumlar haricinde idrar tahlili ve kan sayımlarıyla takip ediyoruz. 37. haftadan sonra önemli olan doğum zamanını tespit etmek ve sağlıklı olarak bebeğin doğumunu sağlamaktır. 37. Haftadan sonra bebeğin büyüklüğünü ultrasonla takip ediyoruz. Bebeğin içinde bulunduğu su kesesine bakıyoruz; çünkü su miktarı önemli. Bir de kardiyotokografi dediğimiz bir alet var, bebeğin kalp atımlarının düzenli olup olmadığını kontrol ediyoruz. Bebeğin kalp atımları da çok önemli, çünkü bebek anneden rahat oksijen alabiliyorsa kalp atımları da normal oluyor. Fakat bir sorun varsa annenin doğumunun başlamasını beklemeden müdahale ederek bebeğin doğumuna karar veriyoruz.</p>
<p>Gebelikte vajinal muayenenin yanlış olduğuna dair bir inanış var. Bu ne kadar doğrudur ?<br />
Biz gebe hastayı gerek vajinadan elle muayene ettiğimizde, gerekse vajinadan ultrasonla baktığımızda hasta tarafından bir dirençle karşılaşıyoruz. Özellikle hastanın kanaması olduğunda ya da düşük şüphesi olduğunda doğru kararı verebilmek için mutlaka bu muayeneleri yapmak gerekir. Sadece bebeğin eşinin (plasenta) aşağıda olduğu özel durumlarda bu muayeneler sakıncalı olabilir.</p>
<p>Cinsel ilişki kaçıncı aya kadar normal şekilde devam edebiliyor ?<br />
Erken doğum ya da düşük tehdidi varsa hastaya cinsel ilişkiyi yasaklıyoruz. O da sadece sperm faktöründen dolayıdır. Onun dışında bilgi olarak son bir aya kadar anne adayları normal bir şekilde aktif cinsel hayatına devam edebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/10-soruda-saglikli-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>25 adımda yağları atın</title>
		<link>http://www.chatalem.net/25-adimda-yaglari-atin.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/25-adimda-yaglari-atin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 07:43:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[chatalem]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyet merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[diyet önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[diyet programı]]></category>
		<category><![CDATA[diyet uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[diyet yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sağlıklı zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[ideal vucut]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kalori cetveli]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[saÄŸlÄ±klÄ± beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3535</guid>
		<description><![CDATA[Kilo vermeye başlamak için ihtiyacınız olan tek şey 1 dakika ! İşte aldığınız kalorileri azaltmak ve daha çok yağ yakabilmek için tam 25 tane öneri. Üstelik de uygulanmaları çok kolay. Yapmanız gerekense, bu önerileri günlük hayata geçirmek. Eğer hali hazırda diyet yapıyorsanız, bunları uygulayarak kilo vermenizi hızlandırabilirsiniz. 1. Karıştırın Sevdiğiniz meyve suyunu maden suyuyla karıştırın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermeye başlamak için ihtiyacınız olan tek şey 1 dakika ! İşte aldığınız kalorileri azaltmak ve daha çok yağ yakabilmek için tam 25 tane öneri. Üstelik de uygulanmaları çok kolay. Yapmanız gerekense, bu önerileri günlük hayata geçirmek. Eğer hali hazırda diyet yapıyorsanız, bunları uygulayarak kilo vermenizi hızlandırabilirsiniz.<span id="more-3535"></span></p>
<p><strong>1. Karıştırın</strong></p>
<p><em>Sevdiğiniz meyve suyunu maden suyuyla karıştırın. Bunu yaparken, normalde içtiğiniz meyve suyunun yarısını kullanacağınız için, aldığınız kaloriyi önemli miktarda azaltmış olursunuz. Hele de meyve sularının bolca tüketildiği şu sıcak yaz günlerinde.</em></p>
<p><strong>2. Telsiz telefon kullanın</strong></p>
<p><em>En yakın arkadaşınıza günün sıcak dedikodularını verirken, aynı zamanda da kalori yakmaya ne dersiniz? Çamaşırları yıkayın (68 kalori), masayı hazırlayın (85 kalori), ya da çiçekleri sulayın (102 kalori). (Bu değerler, 68 kiloluk bir kişi ve yarım saat üzerinden geçerlidir.)</em></p>
<p><strong>3. Çiklet çiğneyin</strong></p>
<p><em>Yakın zamanda yapılan bazı araştırmalara göre, tüm gün şekersiz (tatlandırıcılı/damla sakızlı) çiklet çiğnemek metabolizma hızınızı yüzde 20 oranında artırıyormuş. Biz araştırmacıların yalancısıyız!</em></p>
<p><strong>4. Abur cuburların karşılığını nakit ödeyin</strong></p>
<p><em>Ne zaman biri size abur cubur, ya da yememeniz gereken bir şey önerdiğinde kabul ederseniz, kenara bir 500 yüz bin lira koyup, bunu çocuğunuza, kardeşinize, ya da dilencilere verin. Paracıklar cebinizden eksilmeye başladığında, hayır demeyi de öğreneceksiniz.</em></p>
<p><strong>5. Ambalaja dikkat edin</strong></p>
<p><em>Ambalaj üzerlerini iyice okuyun. Çünkü kalori değerleri genellikle 100 gram üzerinden bildirilir. Oysa yediğiniz şey, 100 gramdan fazlaysa çok daha fazla kalori alıyorsunuz demektir.</em></p>
<p><strong>6. Yürüyüşe çıkmadan önce yeşil çay için</strong></p>
<p><em>Kafein yağ asitlerinin açığa çıkmasını sağlar. Böylece daha kolay yağ yakarsınız. Ayrıca yeşil çayda bulunan polifenoller (antioksidan bileşikler), kafeinle birleşerek yakılan kalori miktarını artırırlar. Ancak eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bu öneriyi dikkate almayınız.</em></p>
<p><strong>7. Yemeğinizi evden getirin</strong></p>
<p><em>Dışarıda yemek genellikle daha çok kalori almanıza neden olur. Dışarıda bulmanın zor olduğu şeyleri evde hazırlayıp yanınızda getirebilirsiniz.</em></p>
<p><strong>8. İlla da salata sosu istiyorsanız…</strong></p>
<p><em>O zaman bu tarife göre kendi salata sosunuzu yapın. Çünkü bu sosta bulunan yağ miktarı 1.5 gr ve içerdiği kalori de sadece 20′dir.</em></p>
<p>- 1 çay kaşığı balsamik sirke<br />
- Çeyrek çay kaşığı zeytinyağı<br />
- 3/4 çay kaşığı dijon hardalı<br />
- Çeyrek çay kaşığı yaban turbu</p>
<p><strong>9. Kan testi yaptırın</strong></p>
<p><em>Yaklaşık 12 kadından birinin tiroid bezleri yeterince iyi çalışmıyor ve bu da metabolizmayı yavaşlatan etkenlerden.</em></p>
<p><strong>10. Suyu tercih edin</strong></p>
<p><em>Meşrubat tercihinizi sudan yana kullanın. Yanınızda şişe bulundurmak faydalı olabilir.</em></p>
<p><strong>11. Tat alma duyunuzu yanıltın</strong></p>
<p><em>Öksürük için olan mentollü drajelerden bir taneyi ağzınızda eritmek, canınız bir şey çektiğinde, bu duyguyu köreltebilir.<a href="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/article_diyet.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-172" title="article_diyet" src="http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/article_diyet.jpg" border="0" alt="article_diyet" width="318" height="450" /></a></em></p>
<p><strong>12. Baharatları kullanın</strong></p>
<p><em>Örneğin yediklerinize acı eklemek, daha uzun bir zamanda acıkmanıza yardımcı olabilir.</em></p>
<p><strong>13. İçtiniz mi beyaz için</strong></p>
<p><em>Su gibi, az yağlı sütün de doyurucu etkisi vardır. Üstelik kalsiyum açısından da zengindir ve tok tutar.</em></p>
<p><strong>14. Salata malzemelerini doğramayın, dilimleyin</strong></p>
<p><em>Salatanız, sadece yeşilliklerden oluşmak zorunda değil. Havuç, kereviz, kabak ve diğer sebzeler de kullanılabilir. Ama bunları ince ince doğramak yerine, büyük parçalar halinde kesin. Hem yemesi daha uzun sürer, hem de daha çok çiğnersiniz. Bu da daha çabuk doymanızı ve ana yemekten daha az yemenizi sağlar.</em></p>
<p><strong>15. Bir dostunuzu arayın</strong></p>
<p><em>Yalnız hissediyorsanız, kendinizi yemeğe vurmak yerine telefonu elinize almayı tercih edin.</em></p>
<p><strong>16. Yediklerinizi yazın</strong></p>
<p><em>Bu, neyi ne kadar yediğinizi bildiğiniz için, kendinizi kontrol etmenize yardımcı olur.</em></p>
<p><strong>17. Uzaktan kumandayı emekliye ayırın</strong></p>
<p><em>Uzaktan kumanda gibi aletler işinizi kolaylaştırmakla beraber, sizleri hareketsizleştirir.</em></p>
<p><strong>18. Sprey yağları tercih edin</strong></p>
<p><em>Böylece normalde kullandığınızdan çok daha az yağ kullandığınızı fark edeceksiniz.</em></p>
<p><strong>19. Alırken küçüğünü tercih edin</strong></p>
<p><em>Örneğin çikolata mı satın aldınız, bir bar yerine, bir paket almak demek, yüzde 44 daha fazla yemeniz demek. Riske girmeye gerek yok, küçüğünü alın, kaloriyi azaltın.</em></p>
<p><strong>20. Yemeği pişirmeden önce ölçün</strong></p>
<p><em>Makarna, pilav gibi besinleri yerken, miktarı kaçırıp daha çok yiyebilirsiniz. Oysa baştan yemeniz gereken kadarını ölçüp pişirirseniz, bu sorun ortadan kalkmış olur. Şöyle söyleyelim, 4 kaşık makarna ya da pilav, 1 dilim ekmeğe eşittir.</em></p>
<p><strong>21. Aynasız yemek olmaz</strong></p>
<p><em>Yemek yerken kendinize aynada bakmak, yüzde 22-32 daha az yemenizi sağlar.</em></p>
<p><strong>22. Kutuyu açmadan önce bekleyin</strong></p>
<p><em>Dondurma kutusunu açmadan önce, 10 mekikle, 10 şınav çekin. Bu hem atıştırma arzunuzu öldürebilir, hem de vücudunuzla sizi tekrar iletişime sokarak, amaçlarınızı size hatırlatabilir.</em></p>
<p><strong>23. Çorbanız koyusundan olsun</strong></p>
<p><em>İçinde büyük sebze parçaları olan çorba içen kişilere bakılacak olursa, hem daha çabuk doyuluyormuş, hem de yüzde 20 daha az yeniliyormuş.</em></p>
<p><strong>24. Balık yemeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p><em>Balık, son derece sağlıklı bir yağ tipi olan omega-3 yağ asitlerini içerir. Omega-3 açısından zengin balıklar, tonbalığı, uskumru, somon ve morina balığıdır. Diyet yapan kişilere bakılacak olursa, her gün balık tüketenler, diyetlerinde balık olmayanlara oranla yüzde 20 daha fazla kilo kaybetmişler.</em></p>
<p><strong>25. Biraz da ilhama ihtiyacınız var</strong></p>
<p><em>Bazen ihtiyacınız olan motivasyonu gene ancak kendiniz sağlayabilirsiniz. Bu nedenle hazırlıklı olun ve buzdolabı, mutfak kapısı, bisküvilerin durduğu dolap, ya da bilgisayar gibi yerlere sizi motive edecek yazılar yapıştırın. Örneğin: “Bir gofrete yenilmeyeceksin değil mi? Ne de olsa uzun bir yol katettin ve çok başarılı oldun.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/25-adimda-yaglari-atin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Öncesi Gerginlik (Premenstrüel Sendrom)</title>
		<link>http://www.chatalem.net/adet-oncesi-gerginlik-premenstruel-sendrom.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/adet-oncesi-gerginlik-premenstruel-sendrom.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 11:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Öncesi Gerginlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Öncesi Gerginlik (Premenstrüel Sendrom)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3274</guid>
		<description><![CDATA[Tıp dilinde “premenstrüel sendrom” halk arasında ise “adet öncesi sendromu” olarak bilinen, insanlar arasındaki ilişkileri ve kişinin günlük aktivitesini etkileyecek düzeyde fiziksel, psikolojik ve davranış değişikleri ile seyredebilen bulgular bütünüdür. Doğurganlık döneminde olan kadınların % 30-40′ ında bu sendromun bulguları saptanmış olup, % 2-3 kadarında bulgular şiddetli olarak seyrediyor. Sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber gebelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dilinde “premenstrüel sendrom” halk arasında ise “adet öncesi sendromu” olarak bilinen, insanlar arasındaki ilişkileri ve kişinin günlük aktivitesini etkileyecek düzeyde fiziksel, psikolojik ve davranış değişikleri ile seyredebilen bulgular bütünüdür.</p>
<p>Doğurganlık döneminde olan kadınların % 30-40′ ında bu sendromun bulguları saptanmış olup, % 2-3 kadarında bulgular şiddetli olarak seyrediyor. Sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber gebelik ve menopoz sonrası dönemlerde ortadan kalkması, dönemsel hormon değişikliklerinin sorumlu olabileceğini düşündürüyor.<span id="more-3274"></span></p>
<p>Premenstrüel bulgular adet öncesi 10-12 günlük dönemi kapsayıp adet görülünce kendiliğinden ortadan kalkıyor.</p>
<p><strong>Bulgular şöyle sınıflandırılabilir:</strong></p>
<p>A &#8211; GRUBU:</p>
<p>Gerginlik, anksiyete (huzursuzluk), sinirlilik, yetersizlik, ruh halinde değişkenlik.</p>
<p>B- GRUBU:</p>
<p>Depresyon, konfüzyon (konsantre olmakta güçlük, uyuşukluk), unutkanlık, ağlama.</p>
<p>C- GRUBU:</p>
<p>Hipoglisemik episodlar (kan şekerinin düşmesi), iştah artışı, baş ağrısı, degişik istekler, bitkinlik, bulantı, kusma, ishal, kabızlık.</p>
<p>D- GRUBU:</p>
<p>Kilo artışı, karında şişkinlik, gaz, memelerde duyarlılık, el-ayak ve bacaklarda şişlik.</p>
<p>Bu gibi şikâyetleri adet öncesi dönemlerde tekrarlayarak yaşayan bayanlar için, olayı tetikleyen faktörlerin (stres, tıbbi veya psişik problemler) hekim kontrolü altında araştırılması gerekiyor. Diğer bazı organik hastalıklar, adet öncesi sendromuna benzer bulgular ortaya koyabiliyor. Bu yüzden gerekli laboratuar testlerinin ve tıbbi muayenelerin yapılarak adet öncesi sendromu bu hastalıklardan ayıran tanının konması gerekiyor.</p>
<p>Sözü geçen organik hastalıkların bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Hiperprolaktinemi (memelerden süt gelmesi, ağrı şikâyeti)</li>
<li>Over kistleri (yumurtalık kistleri)</li>
<li>Endometriosis</li>
<li>Miyomlar</li>
<li>Pelvis enfeksiyonları</li>
<li>Tiroit hastalıkları</li>
</ul>
<p>Premenstrüel sendrom tanısı koyduracak özel bir laboratuar testi bulunmamakla beraber bazı laboratuar testleri ayırıcı tanı koymaya yardımcı olurlar: Tam kan sayımı, sedimantasyon, serum, prolaktin düzeyi, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yönelik testler, ovülasyon (yumurtlama) testleri gibi. Bunların yanı sıra geriye dönük en az üç aylık periyodu kapsayan bir günlük tutmanız ve bulguların periyodun hangi dönemine denk geldiğini saptamak da hekiminize tanıyı koymak açısından yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Kesin sebebi bilinmediğinden sebebe yönelik (radikal) bir tedavisi olmamakla birlikte rahatsızlıklarla baş etmek üzere</strong>;</p>
<p>- Psikolojik destek<br />
- Stresle mücadele (psikolog, meditasyon, hipnoz, aerobik)<br />
- Egzersiz (jogging, bisiklete binmek, haftada en az dört kere tempolu yürümek)<br />
- Diyet düzenlemesi (fazla tuz ve çekerden kaçınma, kafeinli yiyecek ve içeceklerden kaçınma, karbonhidrat bakımından zengin -özellikle kompleks karbonhidratlar; makarna, pilav v.s.<br />
- Protein bakımından fakir beslenme, magnezyum içeren besin kaynaklarına yönelme -havuç, yer fıstıgı, ıspanak v.s.-)</p>
<p>gibi önlemler bulguları hafifleterek sorunsuz bir adet dönemi geçirmeyi sağlarlar. Bu önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda hekim kontrolünde olmak koşulu ile;</p>
<p>- Ödem çözücü ve ağrı gidericiler,<br />
- Antidepresanlar,<br />
- Meme şikâyetlerinde hiperprolaktinemiye yönelik tedavi,<br />
- Geçici menopoza sokma gibi tedavi alternatifleri içerisinden hasta için en uygun olan seçilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/adet-oncesi-gerginlik-premenstruel-sendrom.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kegel Egzersizleri</title>
		<link>http://www.chatalem.net/kegel-egzersizleri.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/kegel-egzersizleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 11:37:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kegel Egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kegel Egzersizleri nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3272</guid>
		<description><![CDATA[Pelvik kaslarındaki zayıflıklar idrar tutmada güçlüğüne yol açıyor. Bunun nedeni ise normal doğumlar. Pelvik kaslardaki gevşemeler sonucu mesane sarkması, rektum sarkması ve idrar tutamama görülebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alper Mumcu “Gebelik esnasında Kegel egzersizleri ile pelvik kasları güçlendirmek ileride idrar problemi yaşanma olasılığını azaltabiliyor.” dedi. Pelvik kasları güçlendirmek için Böbreklerden süzülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pelvik kaslarındaki zayıflıklar idrar tutmada güçlüğüne yol açıyor. Bunun nedeni ise normal doğumlar. Pelvik kaslardaki gevşemeler sonucu mesane sarkması, rektum sarkması ve idrar tutamama görülebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alper Mumcu “<strong>Gebelik esnasında Kegel egzersizleri ile pelvik kasları güçlendirmek ileride idrar problemi yaşanma olasılığını azaltabiliyor</strong>.” dedi.<span id="more-3272"></span></p>
<p><strong>Pelvik kasları güçlendirmek için</strong></p>
<p>Böbreklerden süzülen idrarın dışarı atılıncaya kadar biriktirildiği organ olan mesane ve idrarı mesaneden dış dünyaya taşıyan ürethra, pelvis boşluğu içinde bulunuyor. İdrar yapmada görev alan bu organlar pelvis boşluğunu alttan destekleyen kas grupları tarafından yerinde tutuluyor. Bu kas tabakalarındaki gevşeme ve zayıflıklar idrar tutma güçlüğüne yol açabiliyor. Gevşeme ve zayıflıkların en önemli nedeni yapılmış olan normal doğumlar. Sonuçta pelvik kaslardaki gevşemeler sonucu mesane sarkması, rektum sarkması ve idrar tutamama görülebiliyor. İlerlemiş bir mesane sarkması vakasında ameliyat dışında yapacak pek bir şey yok. Ancak sorun çok fazla değilse, kasları güçlendirmeye yönelik yapılacak birkaç küçük egzersiz ile şikayetleri gidermek mümkün. İdrar sarkması olmasa bile gebelik esnasında pelvik kasları güçlendirmek ileride idrar problemi yaşanma olasılığını azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Kegel Egzersizleri ile cinsel ilişkiden keyif alın</strong></p>
<p>Pelvik kasları güçlendirmek için yapılan egzersizlere, ilk kez tanımlayan hekimin anısına Kegel Egzersizleri adı veriliyor. Egzersizlerin mantığı çok basittir: Çalışan ve sık kullanılan kasların gelişmesi. Tıpkı vücut geliştirme sporu yapanlarda olduğu gibi kullanılan kas grupları bir süre sonra gelişmeye ve güçlenmeye başlar. Pelvik kasları güçlendirmenin asıl amacı idrar yakınmalarının önüne geçmek olmakla birlikte bu kas gruplarını kullanmayı bilen kadınlar cinsel ilişkiden de daha fazla keyif alırlar. Kegel egzersizlerinin başarısı uygun teknik kullanmaya ve düzenli egzersiz programına uymaya bağlıdır.</p>
<p>Dr. Alper Mumcu, “Pek çok kadın pelvik tabanı destekleyen kasları bulmakta güçlük çeker. Egzersizler esnasında karın ya da uyluk kaslarını çalıştırırlar ki bu kas gruplarının pelvik yapılar ile hiçbir ilişkisi yoktur. Pelvik kasları öğrenmek için birkaç teknik mevcuttur. “ diyerek tekniği şöyle anlatıyor: “Tuvalete oturun ve idrar yapmaya başlayın. İdrar normal akım hızına ulaştıktan sonra pelvik kaslarınızı kullanarak idrarı durdurmaya çalışın.İdrarı durdurmak için kullandığınız kaslar pelvik kaslarınızdır. Bu hareketi doğru kas grubunu kullandığınızı anlayana kadar tekrarlayın. Bu esnada karın, kalça ve uyluk kaslarınızı kasmayın. Uygun kasları öğrenmek için bir diğer teknik de vajinaya bir parmak yerleştirmek ve daha sonra parmak etrafındaki kasları kasmaya çalışmaktır. Bu esnada idrar tutarmış gibi yapmak faydalı olur. Yine de de doğru kas grubunu çalıştırdığından emin olamayan kişiler için elektrik stimulasyon tekniği uygulanabilir. Kaslara yerleştirilen elektrotlar yardımı ile hangi kas gruplarının kasıldığı anlaşılabilir.”</p>
<p><strong>Uygun egzersiz şekli</strong></p>
<ol>
<li>İlk önce mesaneyi boşaltarak egzersizlere başlayın</li>
<li>Pelvik kasları kasın ve 10′a kadar sayın</li>
<li>Kasları tamamen gevşetin ve 10′a kadar sayın</li>
<li>Günde 3 kez (sabah, öğlen ve akşam) bu şekilde 10′ar defa tekrarlayın</li>
</ol>
<p>Bu egzersizleri günün her anında ve her yerde yapmak mümkün. Oturarak ya da yatarak yapılabilirsiniz. 4-6 hafta sonunda gelişme fark edilecek düzeyde olacağını göreceksiniz. İleri vakalarda değişikliklerin ortaya çıkması 3 ay kadar zaman alıyor.</p>
<p>Bu noktada Dr. Mumcu bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor: “Egzersizlerin sıklığı ya da sayısının arttırılması zannedilenin aksine durumun iyileşmesini hızlandırmaz. Tam tersine kasların yorulmasına neden olarak idrar tutamama probleminin daha da artmasına neden olur. Kegel egzersizleri esnasında bel ve karın bölgesinde ağrı olmaması gerekir. Bu bölgelerde ağrı varlığı egzersizlerin hatalı yapıldığı anlamına gelir. Yine bazı kişiler egzersiz esnasında nefeslerini tutarlar ve göğüs kaslarını da kasarlar. Oysa tekniğin kısa sürede etkili olabilmesi için sadece pelvik kasların kasılması oldukça önemlidir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/kegel-egzersizleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile Planlaması (Doğum Kontrol Yöntemleri)</title>
		<link>http://www.chatalem.net/aile-planlamasi-dogum-kontrol-yontemleri.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/aile-planlamasi-dogum-kontrol-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 11:36:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlaması (Doğum Kontrol Yöntemleri)]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Yöntemleri nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=3270</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ile yumurtalıklar arasında kalan tüplerin cerrahi olarak bağlandığı kesinlikle çocuk istemeyen kadınların tercih ettikleri bir yöntemdir. Bağlandıktan sonra geri açılması için yapılan operasyonlarda başarı oranı düşüktür. Koruyuculuğu hemen başlar. Vazektomi (Erkek ): Üroloji uzmanı tarafından lokal anestezi ile yapılan 15-20 dk.lık bir işlemdir. Cinsel fonksiyonları etkilemez. Sperm kanalları bağlanır. Koruyuculuğu hemen başlamadığından ilk zamanlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ile yumurtalıklar arasında kalan tüplerin cerrahi olarak bağlandığı kesinlikle çocuk istemeyen kadınların tercih ettikleri bir yöntemdir. Bağlandıktan sonra geri açılması için yapılan operasyonlarda başarı oranı düşüktür. Koruyuculuğu hemen başlar.<span id="more-3270"></span></p>
<p><strong>Vazektomi (Erkek ):</strong></p>
<p>Üroloji uzmanı tarafından lokal anestezi ile yapılan 15-20 dk.lık bir işlemdir. Cinsel fonksiyonları etkilemez. Sperm kanalları bağlanır. Koruyuculuğu hemen başlamadığından ilk zamanlarda kondomla korunmak gerekir.</p>
<p><strong>KALICI OLMAYAN YÖNTEMLER</strong></p>
<p><strong>Doğum kontrol hapları:</strong></p>
<p>Kombine oral kontraseptifler estrojen ve progestin içeren doğum kontrol aile planlaması yöntemidir. İçerdiği estrojen hormonu sayesinde yumurtlamayı baskılarken progesteron ile spermin rahim ağzından geçişine engel olur. Bir kutuda 21 hap vardır. Siklusun 1–21.günleri arası kullanılıp 7 gün ara verilir. Bu sürede 3–4 gün adet görülür. İki kutu arasında mutlaka adet görülmelidir. Adet görülmezse yeni kutuya başlanmamalı ve öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır Düzenli kullanıldığında koruyuculuğu %99’dur. İlk kez başlayacak olanların ilk hapı adet başlangıcının tercihen birinci veya ikinci günü almaları gerekir. 5. günden sonra alınmaları sonucunda gebelik oluşabilir. Bir tane hap alınmayıp unutulursa ve bir gün sonra hatırlanırsa hemen unutulan hap alınır. O gün içinde normal vakitte sıradaki hap da alınarak kutuya devam edilir. İlaç üç günden daha fazla unutulursa kalan tabletler yine düzenli olarak alınmaya devam edilir, ancak o ay prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanmalıdır.<br />
Doğum kontrol hapları; yeni evli olup hemen çocuk istemeyen çiftler için en uygun seçenektir. Yeni evlenecek çiftler kullanmaya evlenmeden 1 ay evvel başlamalıdırlar.</p>
<p>Bilinenin aksine bir süre kullanılıp bırakıldıktan sonra asla kısırlık yapmazlar. Aksine Kısırlık tedavisinden önce yumurtalıkları kısırlık tedavisine hazırlamak için kullanılır.<br />
Doğum kontrol hapları sanılanın aksine hormon düzensizliği yapmaz, hatta olan hormonal düzensizlikleri azaltır.</p>
<p>Emzirme döneminde doğum kontrol hapı olarak “sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları (minipill’ler)” tercih edilebilir. Minipill’ler kullanılacaksa hep aynı saatte almaya dikkat edilmeli, 3 saatten fazla olan gecikme durumlarında korunma için 48 saat boyunca ilave bir yöntemle korunma sağlanmalıdır. Emzirmeyi düşünmeyenlerde ise doğumdan 6 hafta sonra kombine haplara başlanabilir.</p>
<p>Kimler kullanamaz:</p>
<ul>
<li>35 yaş üzeri Sigara içenler</li>
<li>Kalp, damar ve karaciğer hastaları</li>
<li>Migreni olanlar</li>
<li>Memede şüpheli kitlesi olanlar</li>
<li>Diabetes mellitusu hastalar</li>
</ul>
<p>Nedeni belirsiz adet kanaması düzensizliklerinde doğum kontrol hapları kesin olarak kullanılmaz.</p>
<p>Yararları:</p>
<ul>
<li>Rahim ve yumurtalık kanserini önler</li>
<li>Dış gebeliğin önlenmesi</li>
<li>Endometriosis oluşumunda azalma</li>
<li>PID riskinde azalma</li>
<li>Kemik yoğunluğu artar</li>
<li>Demir eksikliği anemisi düzelir</li>
<li>Dismenoreyi azaltır.</li>
<li>Adet siklusu düzene girer.</li>
<li>Akne ve kıllanma PCO tedavisinde kullanılır.</li>
<li>Doğum kontrol ilaçları premenstrüel sendrom(PMS) tedavisinde de kullanılır.</li>
</ul>
<p>Doğum kontrol hapları rahim ağzı(cerviks) kanserlerini artırabilir. O yüzden yılda bir kez smear (rahim ağzı kanser tarama) testi yaptırılmalıdır.</p>
<p>En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. İlk günlerde olan ve genelde geçici olan bu durumda bulantı giderici ilaç kullanılabilir. Bununla beraber ilk üç ayda hafif ara kanamaları yapabilir. Bu da geçici bir durumdur. Bu kanama üç aydan uzun sürerse ilacı değiştirmek gerekebilir. Doğum kontrol hapı içerisindeki estrogenler vücutta su tutucu, progesteron ise iştah açıcı etkiye sahiptir. Bu etkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir.</p>
<p>Piyasada değişik isimde ve içerikte birçok doğum kontrol hapı olduğundan dolayı kullanmadan evvel mutlaka doktorunuza danışın.</p>
<p><strong>Aylık koruyucu iğneler:</strong></p>
<p>Her 3 ayda bir uygulanan 150 mg medroksiprogesteron asetat içeren Depo provera ve aylık uygulanan 25 mg MPA ve 5mg estradiol sipionat içeren Mesigyna’dır. Koruyuculuğu %99’dur. Kas içine enjekte edilir. En sık yan etki adet düzensizliği yapmasıdır. Enjeksiyonlar yumurtlamayı baskılayarak iş görür. Eğer anne emziriyorsa 6. haftada emzirmiyorsa 3–4. haftalarda ilk akıtma yapılır. Kullanılması sakıncalı durumlar doğum kontrol hapları ile aynıdır.</p>
<p><strong>Ertesi gün hapları:</strong></p>
<p>Kondom yırtılması gibi acil durumlarda ilk 72 saat içinde alınan ve döllenmiş yumurtanın rahim iç zarına tutunmasını önleyen yüksek östrojen ve progesteron içeren haplardır. Sürekli kullanımı sakıncalıdır. Oluşmuş gebeliğe etkisi yoktur. Yan etki olarak aşırı bulantı ve baş ağrısı yapabilir. İlk dozdan 12 saat sonra doz tekrarlanmalıdır. Bu yöntem ile gebelik oranı %1,1’dir.</p>
<p><strong>Deri altı implantları:</strong></p>
<p>Kolun iç kısmına uygulanan 4 cm uzunluğu 2 mm genişliğinde kibrit çöpü büyüklüğünde plastik bir çubuktur. Ülkemizde şuan 216mg levonorgestrol içeren Norplant ve 68mg etonorgestral içen İmplanon bulunmaktadır. Servikal mukusun koyulaşıp sperm geçişini önler, endometrial dokuyu bozarak döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını önler. Uygulama eğitimini almış bir uzman tarafından siklusun ilk 5–7.günlerinde olup daha ilk siklusta yumurtlamayı engelleyebilir. uygulama 1-2 dk.lık bir işlem olup etkinlik 8.saatte başlar 3- 5 sene sürer.İstenildiğinde cerhi bir işlem ile çıkarılabilir. Emzirenlerde 3–4. haftalarda emzirmeyenlerde 6.haftada takılabilir. Sadece progestajen içerdiğinden süte zararlı bir etkisi yoktur. En sık görülen yan etki düzensiz kanamalar ve aşırı baş ağrısıdır. Etkinliği %99’dur. Kullanılması sakıncalı durumlar OKSA ile aynıdır.</p>
<p><strong>Rahim içi araç (Spiral): </strong></p>
<p>Rahim içine takıldığı andan itibaren yabancı cisim reaksiyonu yaratarak döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını önler. RİA’ lar takılır takılmaz korumaya başlar ve çıkarıldıkları andan itibaren koruyuculukları biter. Koruyuculuk süresi değişkendir. Bu süre genellikle 5–10 yıl arasında olmakla birlikte, etkinliği arttırmak için ve koruyuculuğu garanti altına almak için spirallerin 5 yılda bir değiştirilmesi uygundur. Spiralin genellikle adet döneminde takılması tercih edilir. Bu; âdetin başı, ortası, sonu ve hatta adetten sonraki 1–2 gün içinde olabilir. Ayrıca bu şekilde her hangi bir gebeliğin olmadığından da emin olunmuş olur.</p>
<p>Takılmasının daha kolay olması nedeniyle adet kanamasının son günleri genel olarak tercih edilir. Çıkardıktan sonra hemen gebe kalınabilir. Sebebi bilinmeyen vajinal kanamalar, Pelvik inflamatura hastalık, rahim ağzı yaraları ve rahim ağzı kanserinde vajinal akıntılı enfeksiyonlarda, bakır alerjisi olanlarda dış gebelik hikâyesi olanlarda uygulanması sakıncalıdır.</p>
<p>Takıldıktan sora bel ağrısı adet düzensizliği yapabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir. Uygulamadan sonra ağır kaldırılmamalıdır. Yerinden kayma durumunda rahim içi ya da dışı gebeliğe neden olabilir. RİA takılmasını takiben ilk adet kanamanızdan sonra mutlaka ilk kontrolünüze gitmelisiniz. Bu kontrolde spiralinizin yerinde olup olmadığına ve herhangi bir enfeksiyon bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Her şey yolundaysa yılda bir kez kontrole gitmeniz önerilir. Beş yılsonunda spiral aynı kontrol seansında çıkarılıp bir yenisiyle değiştirilebilir.</p>
<p>Sürekli lekelenme, aşırı adet kanaması ve aşırı kramp tarzında ağrılarda ise doktora en kısa sürede başvurmak gerekir.</p>
<p>RİA kullanırken aşağıdaki durumlar ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız:</p>
<ul>
<li>Adet gecikmesi olması</li>
<li>Şiddetli kasık ağrısı veya kramplar</li>
<li>Baygınlık hissi</li>
<li>Açıklanamayan ateş ve titreme</li>
<li>Kötü kokulu akıntı, adetlerde veya ilişki sonrası koku hissetme</li>
<li>Anormal vajinal kanamalar, şiddetli sancılı adet veya ara kanamaları</li>
</ul>
<p>Normalde RİA ilişki sırasında hissedilemez. Eğer eşiniz hissettiğini söylüyorsa RİA yerinden kaymış olabilir.</p>
<p>Bu kontrollerde, yine yılda bir kez çok önemli bir test olan PAP smear testini de yaptırabilirsiniz.</p>
<p><strong>Progestronlu RIA</strong><br />
Çubuğunda hormon içeren spiraller, normal spirallerin “Rahim İçi Alet (RİA)” adından çok, içerdiği hormon sayesinde “Rahim İçi Sistem (RİS)” olarak adlandırılmaktadırlar. Türkiye’de bulunan ve yaygın kullanılan tek hormon içeren spirali “Mirena” dır.</p>
<p>Etki mekanizması spiral ile aynıdır. Ek olarak, üzerinde taşıdığı progesteron hormonu rahim iç dokusunu incelterek gebeliği önlemedeki başarıyı arttırmaktadır.</p>
<p>Doğum kontrol yöntemi olarak kullanımının yanı sıra, adet kanamalarının aşırı olduğu durumlarda tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Adet kanamasının miktarını genel olarak azaltır. Bu nedenle özellikle adet kanamasından şikâyet eden hanımlarda tercih edilebilir.</p>
<p>Özellikle menopoz öncesi dönemde sık adet kanamaları ve bu adet kanamalarının kanser öncüsü bir lezyona bağlanmayan hastalarda tedavi amaçlı mirena uygulaması yapılabilir.</p>
<p>Yine, küçük miyomlardan ötürü adet düzensizlikleri ve aşırı kanaması olan ve ameliyat yapılması düşünülmeyen kişilerde mirena uygun bir tercihtir.</p>
<p>Bunun yansıra diğer spirallere göre daha sıklıkla dış gebelik riski taşır. Maliyetinin diğer spirallere göre daha fazla olması Mirena ile ilgili bir dezavantaj olup. Etkinliğinin yüksek olması nedeniyle bu dezavantaj göz ardı edilebilir.</p>
<p><strong>Takvim yöntemi:</strong></p>
<p>En kısa siklustan 18 en uzun siklustan 11 çıkarılarak fertil günler belirlenir.28günde bir adet gören bir kadında normalde âdetin 14–16.günlerinde yumurtlama olur. Spermin yaşam süresi 72 saat olduğuna göre yumurtlamadan 3 gün önce ve sonrası riskli günlerdir. Yine de güvenli bir metod olmadığından önerilmez.</p>
<p><strong>Spermisit:</strong></p>
<p>İlişkiden 15 dk evvel vajene uygulanır. İlişkiden sonra vajen yıkanmaz 6-8 saat kalmalıdır, Spermi deterjan etkisi ile hareketsizleştirir. Vajenden emilmez oluşan gebeliğe zararı olmaz. Güvenirliliği düşüktür.</p>
<p><strong>Prezervatif</strong></p>
<p>Klasik doğum kontrol yöntemleri arasında prezervatif doğum kontrolü yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruyucu olması avantajından dolayı özellikle çok partnerli kişilerce tercih edilmeli.</p>
<p><strong>Diyafram</strong></p>
<p>Doğum kontrol yöntemleri arasında kadın prezervatifleri (femidom), özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma görevini kendi üzerine almak isteyen bayanların tercihi. Kadın doğum uzmanınızın vereceği kısa bir eğitim ile kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu yöntem ilişkiden saatler önce uygulanarak ilişki sırasında yaşanacak stresleri ortadan kaldırıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/aile-planlamasi-dogum-kontrol-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış</title>
		<link>http://www.chatalem.net/dogum-kontrol-haplariyla-ilgili-dogru-bilinen-10-yanlis.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/dogum-kontrol-haplariyla-ilgili-dogru-bilinen-10-yanlis.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2009 09:58:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Haplaları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Hapları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/dogum-kontrol-haplariyla-ilgili-dogru-bilinen-10-yanlis.html</guid>
		<description><![CDATA[Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa sebep olduğunu ya da şişmanlattığını duyuyoruz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyoruz. Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafamız yeterince karışıyor. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış</p>
<p>Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa sebep olduğunu ya da şişmanlattığını duyuyoruz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyoruz. Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafamız yeterince karışıyor. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilinen yanlışlar ve neden doğru olmadıkları.<span id="more-3135"></span></p>
<p><strong>1. YANLIŞ:</strong> Adet döngüsünü durdurur: Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, kullanılan çeşitli metotların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Bazı ilaçlar premenstrüel sendromlarını azaltır, diğerleri ise adet döngüsünü durdurur. Hormonlar Rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. Ayrıca, adet sırasında görülen semptomlar genellikle yok oluyor. Adet döngüsünün bastırılması, özellikle çok fazla kanaması olan, krampları olan ve menstrüal migreni olan kadınlarda oldukça faydalı oluyor.</p>
<p><strong>2. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol hapları kanser riskini artırıyor: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Doğum kontrol hapları aynı zamanda kolon kanserini de önlüyor. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Yapılan araştırmaların incelendiği bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullananlarda bu riskin çok az bir artış gösterdiği, ancak hap kullanımının sonlandırılmasıyla birlikte bu artışın ortadan kalktığı belirtiliyor. Meme kanseri hastalarının veya daha önce meme kanseri olan kişilerin ise, hormonların kanser hücrelerini uyarabileceklerini göz önünde bulundurarak, doğum kontrol haplarını kullanmamaları gerektiği açıklanıyor.</p>
<p><strong>3. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor veya cinsel soğukluğa neden oluyor: Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak doğum kontrol haplarının, ani başlayan kanamalar dışında hiçbir yan etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Libido için ise, bazı çalışmalar cinsel isteğin azaldığını, bazıları ise arttığını gösteriyor.</p>
<p><strong>4. YANLIŞ:</strong> Spiral kısırlığa neden oluyor: 1970’li yıllarda piyasaya sürülen bir tür spiralin, enfeksiyonlara neden olduğu ve bu nedenle kısırlığa yol açtığı düşünülüyor. Ayrıca bu vakalardan 17’si ölümle sonuçlanmıştır. Ancak günümüzde kullanılan spiraller oldukça güvenlidir. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuzdur. Yan etkileri? Üç dakika kadar menstrüal kramplara benzer bir acı hissedilir ve sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir. Ayrıca genellikle spiralle beraber rahime bakteriler de yerleştiği için ilk üç hafta enfeksiyon riski oldukça yüksektir, ancak bu enfeksiyon bir antibiyotikle kolayca tedavi edilebilir.</p>
<p><strong>5. YANLIŞ:</strong> Diafram doğum kontrol hapı kadar etkilidir: Serviksi tamamen kapatan ve spermisid içeren diyaframlarda, risk haplara göre daha yüksektir. Vajinal doğum yapmış kadınlarda, serviks daha büyük olduğu için, %32 gibi oldukça büyük bir risk vardır, diğer kadınlarda ise bu risk yüzde 16 civarıdır. Daha iyi bir korunma için, kondomla beraber kullanılması gerekir.</p>
<p><strong>6. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol hapları uzun süre kullanılmamalıdır: Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Hapları bırakmak için tıbbi hiç bir neden yoktur. Hap kullanımını bıraktıktan sonra, hamile kalabilirsiniz. Kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalmaktadır.</p>
<p><strong>7. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol haplarının yan etkileri ömür boyu sürer: Hormonal doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerinin ilk üç ay içinde ortadan kalktığı belirtiliyor.</p>
<p><strong>8. YANLIŞ:</strong> 40 yaşın üzerinde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır: Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz. Ancak, yaşınız 35’in üzerindeyse ve sigara içiyorsanız veya hipertansiyon ya da diyabet hastasıysanız, hap kullanımıyla kalp hastalıkları ve felç riskiniz artıyorsa, sadece progesteron içeren haplardan kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>9. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol haplarıyla beraber diğer haplar da alınabilir: Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar. Bunun yanı sıra, doğum kontrol hapları antidepresanların etkilerini artırıyor.</p>
<p><strong>10. YANLIŞ:</strong> Doğum kontrol hapları migreni kötüleştiriyor: Bu yanlıştır, ancak auranın eşlik ettiği migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal methodlar kullanılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/dogum-kontrol-haplariyla-ilgili-dogru-bilinen-10-yanlis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çikolata Kisti Hakkındaki Bilinmeyenler!</title>
		<link>http://www.chatalem.net/cikolata-kisti-hakkindaki-bilinmeyenler.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/cikolata-kisti-hakkindaki-bilinmeyenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 14:32:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Çikolata Kisti]]></category>
		<category><![CDATA[Çikolata Kisti Hakkındaki Bilinmeyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çikolata Kisti nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=2615</guid>
		<description><![CDATA[Endometriosis sık rastlanılan kadın rahatsızlıklarından biridir. İnfertil (kısır) kadınların % 15′inde, kronik kasık ağrısı nedeniyle ameliyat edilen kadınların ise % 20’sinde rastlanmaktadır. Çok çeşitli faktörler bu rahatsızlığa yol açabilir, ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki, kronik karın ve kasık ağrısı ve kısırlığa sebep olabilmektedir. Ancak başlangıç döneminde %60′ı belirti vermeyebilir. Tanı için jinekolojik muayene, ultrasonografi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Endometriosis sık rastlanılan kadın rahatsızlıklarından biridir. İnfertil (kısır) kadınların % 15′inde, kronik kasık ağrısı nedeniyle ameliyat edilen kadınların ise % 20’sinde rastlanmaktadır. Çok çeşitli faktörler bu rahatsızlığa yol açabilir, ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki, kronik karın ve kasık ağrısı ve kısırlığa sebep olabilmektedir. Ancak başlangıç döneminde %60′ı belirti vermeyebilir.<span id="more-2615"></span></p>
<p>Tanı için jinekolojik muayene, ultrasonografi ve kanda CA-125 seviyeleri yardımcı olabilir, ancak kesin tanı için laparaskopi gerekebilir.</p>
<p>Endometriozisin görünümü çok çeşitlidir, 3 grupta toplanabilir:</p>
<p>1- İmplantlar: Yaygın olarak rahim ve yan bağlarında, rahim ön-arka ve pelvis yan duvarlarında ve karın içinde gözle görülebilen koyu, siyah renkli odakların yanısıra, beyaz-opak veya sarı-kahverengi lekeler halinde bulunmaktadır. Derin endometriosis tanısında yüzey dokudan daha derinde ele gelen sert nodüller ile karar verilir.</p>
<p>2- ENDOMETRİOMA (ÇİKOLATA KİSTİ): Yumurtalıklarda görülen kistik endometriozise denir. Kist içindeki koyu kanlı sıvıdan dolayı adına çikolata kisti denmiştir. Genellikle çift taraflıdır ve büyüklüğü 10 cm çapa kadar ulaşabilir, karın içine patlayabilir ve yaygın akut batın şeklinde acil durumlara yol açabilir.</p>
<p>3- Adezyonlar (Yapışıklıklar): Endometriozisin ilerlemesi sonucu oluşur. Yaygınlık ve şiddetine göre derecelendirilir. Hastalığın ileri evrelerinde rastlanılan yapışıklıklar, yumurtaların ve tüplerin yapılarının bozulması, yumurta dokusunun endometriomalarla olan harabiyeti nedeniyle oluşan KISIRLIK göz ardı edilmemesi gereken ve tedavi gerektiren bir durumdur.</p>
<p>Tedavi yöntemleri 4 grupta incelenir:</p>
<p>Gözlem Tedavisi: Hafif endometriosisi olan, doğurganlığa kesin bir engel oluşturmayan kadınlarda uygulanır, hasta yalnızca düzenli olarak kontrollere çağırılarak izlenir.<br />
Medikal Tedavi: Hastanın klinik durumu, verilen ilaçların yarar ve yan etkileri gözetilerek çeşitli hormon tedavileri uygulanmaktadır. Oral kontraseptif dediğimiz doğum kontrol hapları, Danazol, Progesteron, Gestrinon, GnRH analogları tedavide kullanılabilen başlıca ilaçlardır.<br />
Cerrahi Tedavi: Hastanın klinik durumu ve muayene bulgularına göre minör veya major cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.<br />
Kombine Tedavi (Cerrahi+Medikal): Cerrahi tedavi öncesi veya sonrası medikal tedavi uygulanır. Cerrahi tedavi öncesi uygulanan medikal tedavideki amaç cerrahi girişimi kolaylaştırmak, ameliyat sonrası yapışıklıkları azaltmak, kısırlık tedavisindeki zaman kaybını önlemektir.<br />
Amaç kısırlık tedavisi ise genel olarak cerrahi sonrası ilk 1 yıl hamile kalma şansı çok yüksektir, bu nedenle cerrahi öncesi medikal tedavi uygulanımı yararlanımı arttırmaktadır.</p>
<p>Kaynak: Dr. H.Yeşim Yerçok (www.anneyiz.biz)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/cikolata-kisti-hakkindaki-bilinmeyenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital Enfeksiyonlardan Korunmanın 10 Altın Kuralı</title>
		<link>http://www.chatalem.net/genital-enfeksiyonlardan-korunmanin-10-altin-kurali.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/genital-enfeksiyonlardan-korunmanin-10-altin-kurali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 14:22:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Enfeksiyonlardan]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Enfeksiyonlardan Korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Enfeksiyonlardan Korunmanın 10 Altın Kuralı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=2611</guid>
		<description><![CDATA[Doktor aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız. Tuvalet sonrası temizlik önden arkaya (vajinadan anüse) doğru yapılmalıdır. Genital bölgenin kuru tutulmalıdır. Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırı günlük değiştirilmeli, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli, dar pantolon, çorap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li>Doktor aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız.</li>
<li>Tuvalet sonrası temizlik önden arkaya (vajinadan anüse) doğru yapılmalıdır.</li>
<li>Genital bölgenin kuru tutulmalıdır. Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırı günlük değiştirilmeli, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamalıdır.<span id="more-2611"></span> </li>
<li>İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında asla ertelenmemelidir.</li>
<li>Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor tavsiyesi ile kayganlaştırıcı ilaçlar kullanılabilir.</li>
<li>Adet kanaması döneminde olan kadına iş yaşamında, sosyal aktivitelerinde hareket serbestliği sağlaması, denize girebilme imkânı vermesi için üretilen vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta tamponun sık sık değiştirilmesinin ihmal edilmemesidir. Vajinal tamponu yerleştirdiğiniz andan itibaren kanla temas sonrasında bakteriler hızla çoğalmaya başlar.</li>
<li>Cinsel yolla bulaşan hastalık riski altında olan biriyle cinsel ilişkiye girileceğinde partnerden kesinlikle prezervatif kullanması istenmelidir. Unutulmamalıdır ki cinsel yolla bulaşan hastalıklar erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.</li>
<li>Ağda ve jilet, genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Ancak bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.</li>
<li>Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kâğıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kâğıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kâğıtları mutlaka kullanmalı.</li>
<li>Düzenli olarak jinekolojik muayeneden geçilmelidir.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/genital-enfeksiyonlardan-korunmanin-10-altin-kurali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Sonrası Kadın Sağlığı</title>
		<link>http://www.chatalem.net/dogum-sonrasi-kadin-sagligi.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/dogum-sonrasi-kadin-sagligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 14:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Diyet ve Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik sonrası saglık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=2609</guid>
		<description><![CDATA[Birçok kadın doğum sonrasını artık rahatlayacağı bir dönem olarak düşünür. Gebelik sona ermiş, heyecanla beklenen doğum olmuş ve hayatınıza bir küçük insan daha katılmıştır. Bu küçük insan annenin hayatının odak noktası oluverir. Anne ve bebeğin birbirini tanıması, anlaması ve birlikte yaşamaya alışmaları anneye diğer günlük faaliyetlerinin yanı sıra bir sürü yeni sorumluluklar getirir. Ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok kadın doğum sonrasını artık rahatlayacağı bir dönem olarak düşünür. Gebelik sona ermiş, heyecanla beklenen doğum olmuş ve hayatınıza bir küçük insan daha katılmıştır.</p>
<p>Bu küçük insan annenin hayatının odak noktası oluverir. Anne ve bebeğin birbirini tanıması, anlaması ve birlikte yaşamaya alışmaları anneye diğer günlük faaliyetlerinin yanı sıra bir sürü yeni sorumluluklar getirir. Ve bu süreçte anneler çoğunlukla kendilerini unuturlar.</p>
<p>Oysa, en az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir. Annenin sağlığı, üzerine titrediği bebeğinin sağlığını ve mutluluğunu doğrudan etkiler.</p>
<p>Unutmayın, “Sizin mutlu olmanız bebeğinizin de mut olması demektir.”</p>
<p>Her annenin doğum yaptıktan sonra bebeğini kontrol ettirdiği gibi kendisini de sağlığı açısından kontrol ettirmesi gerekir. Doğumdan sonraki iki ay içinde lohusanın doğum sonu kontrolü yapılmalıdır. Kontrol için 3 aydan uzun bir süre geçirilmemelidir.<span id="more-2609"></span></p>
<p><strong>DOĞUMDAN SONRA İLK GÜNLER</strong></p>
<p>Normal bir doğumdan sonra birkaç saat içinde yataktan kalkabilirsiniz. Olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan dolaşımı için olduğu kadar bağırsakların iyi çalışması için de yararlıdır. Birçok hastane normal doğum sonrası 24 saat içinde anneyi taburcu etmektedir, ama bu günlük hayatınıza hemen başlayacaksınız demek değildir. Doğumdan sonra, özellikle ilk günlerde yorulmamalı ve dinlenmelisiniz. Aksi takdirde kanama ve ağrılar artabilir. Yüksek ateşte (380) kesinlikle doktora danışmak gerekir.</p>
<p>Doğumdan sonra gece terlemeleri ve emzirirken ateş basmaları olabilir.</p>
<p>Emzirmenin başlangıcında memeler acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalabilir ve bebek emdikçe tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse memelerdeki süt birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler, kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo yapmak, emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak şikâyetleri azaltır.</p>
<p>Ev işlerinizi ve varsa diğer çocuklarınızın bakımını eşiniz, akrabanız, arkadaş ya da komşularınızla paylaşmak işinizi kolaylaştıracaktır. Destek alamadığınız durumlarda ise önceliği bebeğinize ve kendinize vermek en iyisidir.</p>
<p>Anne olmak kadının hayatında çok büyük bir değişikliktir. Eşiniz de aynı değişimi baba olarak yaşayacaktır.<br />
Doğumdan sonraki ilk günlerde bazı kadınlar nedensiz üzülebilir, aniden ağlamaya başlayabilirler. Birdenbire artan sorumluluklar endişe duymaya neden olabilir. Özellikle sütün gelmeye başladığı dönemde görülen bu tür inişli çıkışlı duyguların sorumlusu vücuttaki hormonal değişiklikler olabilir.</p>
<p>Bebeğinizle birbirinize alıştıkça, kendinize güveniniz arttıkça bu türden duygular azalmaya başlar.<br />
Diğer annelerle korkular ve duygular üzerinde konuşmak kendinizi daha az yalnız hissetmenizi sağlar. Eşin, arkadaşların ve ailenin desteği bu dönemi daha kolay atlatmanıza yardımcı olur. Ama daha fazla yardıma ihtiyacınız olursa doktora başvurunuz.</p>
<p><strong>DOĞUMDAN SONRA VÜCUDUMUZDA NELER OLUR?</strong></p>
<p>Doğumdan sonra gebelikte büyümüş olan rahim yavaş yavaş küçülmeye başlar. Bu amaçla da sık sık kasılır. Doğumdan sonra yuvarlak, sert bir kitle halinde karın bölgenizde elinize gelen rahminiz 10 gün sonra küçülür ve artık elinizle hissedemezsiniz. Kırkınız çıktığında tümüyle eski haline dönmüş olacaktır. Bebeğinizi emzirmek bu sürecin hızlanmasına yardım eder. Kasılmalar fazla olabilir ve rahatsız edebilir, ama birkaç gün içinde azalacaktır.</p>
<p>Doğum sonrası ilk günlerde kanlı, miktarı fazla bir adet kanaması gibi sonra pembe, daha sonra kahverengimsi bir akıntı olur. Birkaç hafta sonra rengi beyaza döner. Hijyenik bağınızı 6 saatten kısa sürelerle değiştirmelisiniz. Eğer kanama anormal ölçüde fazlalaşırsa, ateşiniz çıkarsa ya da akıntınız kötü kokuyorsa doktora başvurunuz.</p>
<p>Doğumdan sonraki ilk bir ayda “kırk sonu” da denilen, adet kanamasına benzer bir kanama olabilir. Bu kanama adetlerin başladığını göstermez. Bebek yalnız anne sütü ile besleniyorsa genellikle ilk 6 ayda adetlerin başlaması ve düzenli olması beklenmez. Telaşlanmamak gerekir. Zamanla düzene girecektir. 18 aya kadar adet görülmediği de olabilir.</p>
<p><strong>DOĞUM SONU KANAMASI NASIL AZALTILABİLİR?</strong></p>
<ul>
<li>Doğum sonrası olan kanamanın azaltılması için karın masajı yapılır.</li>
<li>Zaman, süre, yer önemli değildir.</li>
<li>Rahim gebelikte içinde bebek bulundurduğu için normal ölçülerden çok daha fazla büyür.</li>
</ul>
<p>Siz elinizle karından aşağıya doğru rahmi sıkıştırarak masaj yapabilirsiniz. Masajlarda ağrı hissedilmez ve hiçbir zararı da yoktur.</p>
<p><em><strong>DİKİŞLİ DOĞUM YAPILDIYSA</strong></em></p>
<p><strong>DOĞUM SONU DİKİŞLERİN TEMİZLİĞİ</strong></p>
<ul>
<li>Dikişler için en iyi bakım temizliktir.</li>
<li>Tuvalette taharetlenirken her zaman önden arkaya doğru temizlenin.</li>
<li>Taharetlenmede eczaneden alacağınız özel olarak hazırlanmış ilaçlı sularla (karışımla) temizlenin.</li>
<li>Dikişler 7-10 gün sonra artık acımayacak, iyileşecektir. Fazla ayakta durmak, yatmamak dikişlerin iyileşmesini geciktirir. Ağrıya neden olur.</li>
<li>Dikiş yerlerinde kızarıklık, akıntı ve şişme varsa iltihaplanmış olabilir. Doktora başvurunuz.</li>
<li>Dikiş yerlerinde ağrı, hassasiyet varsa günde iki kere masa lambasıyla ısıtabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>DOĞUM SONRASI BESLENME</strong></p>
<ul>
<li>Eski vücut ağırlığınıza hemen dönmek için acele etmeyiniz. Bu süre 6 ay sürebilir. Bebeğinizi emziriyorsanız eski formunuza daha kolay dönersiniz. Doğum sonrası karın büyümesine ve sarkmasına karşı karnı sarmanın veya korse kullanmanın yararı yoktur. Bunu engellemenin en iyi yolu doğum sonu jimnastiğidir.</li>
<li>Anne aşırı kilo aldıysa, her ay 2 kilo kaybedebilir. Ayda 2 kilodan daha fazla kilo kaybı doğru değildir.</li>
<li>Lohusalıkta, zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu ve yağlı besinlerden fazla yememeğe dikkat edilmelidir.</li>
<li>Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme göre en az 1 litre su ve sulu gıdalar, 2 tane meyve veya 2 tabak sebze yemeği, 3 dilim ekmek ya da bir tabak makarna-pilav, 1 yumurta, 1 bardak süt ile ek olarak beslenmelidir.</li>
<li>Demir hapınızı almaya devam edin. Bu hem gebelik süresince azalan demir depolarınızı dolduracak; hem de sütünüz yoluyla bebeğinizin demir gereksiniminin bir kısmı karşılanacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>DOĞUMDAN SONRASI BANYO</strong></p>
<ul>
<li>İlk yıkanmalar ayakta duş şeklinde yapılmalıdır.</li>
<li>Sezeryanlı doğumdan sonra genellikle 4 ya da 5. günde dikişler alınır ve dikişler alındıktan sonra duş alınabilinir.</li>
</ul>
<p><strong>DOĞUM SONRASI CİNSEL İLİŞKİ</strong></p>
<p>Sezeryanla olsun, normal doğumla olsun doğum sonu kanaması tümüyle bitmeden önce ilişkide bulunmak doğru değildir. Genel olarak döl yolunun iltihaptan koruyucu ortamı kanama sırasında etkilenir, mikroplara karşı koruyuculuğu azalır. Doğum sonu rahim kolay iltihaplanır. Bu nedenle ilişki için kanamanın bitmesini beklemek iltihaplı hastalıklardan korunmak için doğru bir davranıştır. Doğum sonrasında vajende (haznede) görülebilen kuruluk kadın için rahatsız edici olabilir. Rahatlamak için gliserin kullanılabilir.</p>
<p>Çiftler özellikle kadın kendini rahat hissettiğinde cinsel ilişkiye başlanabilir.</p>
<p>Doğum sonrasında bazı kadınlarda cinsel ilişki isteği azalabileceği gibi, kimi kadınlarda da artabilir. Her iki durum da normaldir. Çiftlerin birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) önemlidir.</p>
<p><strong>SEZARYEN DOĞUM SONRASI</strong></p>
<ul>
<li>Sezaryenden sonra anneler kendilerini birkaç gün hasta ve yorgun hissedebilirler. Ameliyat bölgesinde acı duyabilirler.</li>
<li>Sezaryenli anneden kendisini iyi hissettiğinde yürümesi istenir. Yürümek acı verebilir, ama kan dolaşımına yardımcı olacağını düşünün.</li>
<li>Doktorunuz izin vermeden su içmemeli ve yemek yememelisiniz.</li>
<li>Sonda ve serum 24 saat sonra çıkartılır.</li>
<li>Bebeğinizi uyandıktan sonra ve her ikinizin de sağlık durumu elveriyorsa sırtüstü ya da yan yatarak hemen emzirmeye başlayabilirsiniz.</li>
<li>Sezaryenden sonra birkaç gün hastanede (4 ya da 5 gün) kalacaksınız.</li>
<li>Evde dinlenmeye zaman ayırın. Gündüzleri günde bir kere uyuyun. Çok merdiven inip çıkmayın. Ağır şeyler kaldırmayın (3 ay). Hafif ev işleri yapabilirsiniz, ama aralarda dinlenerek.</li>
<li>Bol elbiseler, yürürken ve ayakta dururken rahat terlikler giyin.</li>
<li>Dikişler alındıktan sonra ayakta duş yapabilirsiniz, ama dikiş yerlerinizi kuru tutmalısınız.</li>
<li>Doğum sonu kanaması bittikten ve kendinizi hazır hissettiğinizde cinsel ilişkiye başlayabilirsiniz.</li>
<li>İyileşme dönemi değişmekle beraber birkaç hafta sürmesi normaldir.</li>
</ul>
<p><strong>DOĞUMDAN SONRA GEBELİKTEN KORUNMA</strong></p>
<p>Doğum sonrasında kadının üreme organlarının eski fonksiyonlarını kazanma süreci de başlar. Bu kadının yeniden hamile kalabilmesinin şartlarının oluştuğu anlamına gelir. Bebeklerini hiç bir ek gıda vermeden yalnız anne sütüyle besleyen ve aynı zamanda da hiç adet görmeyen annelerde bu süreç daha uzun sürebilir (6 aya kadar). Bebeğinizi anne sütüyle ya da mama ile besliyor olabilirsiniz, ama ilk âdetiniz 5-8 hafta arasında olabilir. Adet henüz başlamamış olsa bile doğum ve doğum sonrası ilk adet arasındaki sürede de hamile kalabileceğinizi unutmayın. Doğum yapmış olmak her an yeni bir gebeliğin olabileceğini düşündürür. Hemen yeni bir gebelik istemeyen çiftler en kısa zamanda korunmaya başlamalıdırlar.</p>
<p>İki çocuk arasında hemen çocuk istense bile bir süre ara vermek gerekir. İki doğum arasında iki yıldan az ara olursa hem iki çocuğun hem de annenin sağlığı olumsuz etkilenecek, yaşam kalitesi de düşecektir.</p>
<p>Gebelikten korunma yöntemleri sayesinde istenmeyen gebelikten korunmanın yanısıra cinsel hayat daha zevkli hale gelir, kürtaj sorunu ortadan kalkar.</p>
<p>Doğum sonrasında bütün yöntemler kullanılabilir. Ama herkes için uygun olan tek bir yöntem yoktur ve çiftler kendi durumları hakkında düşünerek seçim yapmalıdırlar. Yöntemin doğru kullanılıp kullanılmaması da yöntemin koruyuculuğunu etkiler.</p>
<p>Doğumdan hemen sonra hastaneden çıkmadan önce veya 6. haftanın bitiminde kanama olsun ya da olmasın Rahim İçi Araç (spiral) taktırılabilir.</p>
<p>Bebeğini emziren anneler sütü azaltmayan doğum kontrol haplarını kullanabilirler. Mini hap dediğimiz bu tür haplara doğumdan sonra hemen başlanabilir. Bebeğinizi emzirmiyorsanız diğer doğum kontrol haplarını da kullanabilirsiniz.</p>
<p>Kılıf (prezervatif), fitil hemen ilk ilişkide kullanılmaya başlanabilir.</p>
<p>Diyafram, Norplant (kola takılan çubuklar), koruyucu iğne doğumdan 6 hafta sonra kullanılabilir.</p>
<p>Artık hiç çocuk istemiyorsanız sizin ya da eşinizin tüpleri bağlanabilir.</p>
<p>Seçeceğiniz yöntem için muhakkak danışmanlık alın ve eşinizle birlikte seçim yapın.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Anneyiz.biz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/dogum-sonrasi-kadin-sagligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

