<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ChatAlem.net &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.chatalem.net/category/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.chatalem.net</link>
	<description>Türkiyenin En Büyük Chat Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 10:05:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>Saçlarınız mı dökülüyor</title>
		<link>http://www.chatalem.net/saclariniz-mi-dokuluyor.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/saclariniz-mi-dokuluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 07:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=5139</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı ve gür görünen saçlar güzelliğimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle dökülmeye başladıklarında hemen herkeste &#8216;Hepsi dökülecek mi&#8217; kaygısı yaşanıyor. Uzmanlara göre, günde 50-100 saç telinin dökülmesi olağan bir durum. Ancak saç kaybı gittikçe artıyorsa bu tehlikeli olabilir. Acıbadem Bakırköy Hastanesi&#8217;nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, saç dökülmesi ile ilgili merak edilen tüm soruları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı ve gür görünen saçlar güzelliğimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle dökülmeye başladıklarında hemen herkeste &#8216;Hepsi dökülecek mi&#8217; kaygısı yaşanıyor. Uzmanlara göre, günde 50-100 saç telinin dökülmesi olağan bir durum. Ancak saç kaybı gittikçe artıyorsa bu tehlikeli olabilir. Acıbadem Bakırköy Hastanesi&#8217;nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, saç dökülmesi ile ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı.<span id="more-5139"></span></p>
<p>4 YILDA BİR DOĞUYOR</p>
<p>Bayraktar, hemen her yetişkinde ortalama 100-150 bin adet saç bulunduğunu ve bunların ayda ortalama 1 santim uzadığını belirterek şunları söyledi: Saçlarımız büyüme, gerileme ve dinlenme olarak 3 evreden oluşan bir döngüde yaşamını sürdürüyor. Her bir saç teli için büyüme evresi ortalama 4 yıl. Ancak bir kısım saç telleri büyürken, bir kısmı da yaklaşık 3 ay süren dinlenme evresinde oluyor. Saçın doğal döngüsü gereği son evreye giren saçlar dökülüyor. Sağlıklı bir kişinin günde 50 ila 100 tel saçı dökülür. Eğer sayı bundan fazlaysa bir sorun var demektir.</p>
<p>NEDENE GÖRE TEDAVİ</p>
<p>Birçok hastalık ve hormonal, metabolik, besinsel etkiler ile saç dökülmesi oluşabiliyor. Saç dökülmesi şikayetiyle kendilerine başvuran hastanın öncelikle detaylı öyküsünün alındığını belirten Dermatoloji Uzmanı Belma Bayraktar, şöyle konuştu: Sorunun kaynağını bulabilmek için hasta detaylı olarak sorgulanıyor. Çünkü bazen sadece kullanılan ilacın kesilmesi bile saç dökülmesinde çözüm olabiliyor. Ya da hastanın aşırı diyet yaptığı tespit edilirse, protein ve vitaminden zengin beslenmesi öneriliyor.</p>
<p>HAFTADA BİR FÖN YETERLİ</p>
<p>HAFTADA 3 GÜN YIKAMANIZ YETERLİ: Saçları sık yıkamak, derideki koruyucu bakterileri yok ederek dökülmelere neden oluyor.</p>
<p>KIL FIRÇA KULLANIN: Sık ve sert fırça kullanmaktan kaçının. Saçlarınıza zarar vermeyecek yapıda olan, tercihen kıl fırça ile tarayın.</p>
<p>DOĞAL HALİNDE KURUTMAYA ÇALIŞIN: Saçlarınızın havlu veya saç kurutma makinesiyle değil, doğal halinde kurumasını sağlayın.</p>
<p>SAÇ MASKESİ YAPIN: Haftada 2 kez yapılan saç maskeleri, saçlarınızın güçlenmesinde yarar sağlıyor.</p>
<p>JÖLEYİ SAÇINIZDA UZUN SÜRE TUTMAYIN: Saçınıza jöle, saç köpüğü veya briyantin gibi ürünler uyguladıysanız, gece yatmadan önce saçınızı yıkayın.</p>
<p>PROTEİNDEN ZENGİN BESLENİN: Güçlü saçlar için dengeli ve saçın ana maddesi keratinin yapı taşı olan proteinden zengin beslenin.</p>
<p>ZARAR VEREN İŞLEMLER YAPTIRMAYIN: Perma, boya ve düzleştirme gibi saçlarınıza zarar veren işlemlerin sık sık yapılması da saçların zayıflayıp kırılmalarına yol açıyor.</p>
<p>ÇOK SIK FÖN ÇEKTİRMEYİN: En fazla haftada bir fön çektirin ve sık toplamaktan kaçının.</p>
<p>MODERN ÇAĞ SAÇ DÖKÜYOR</p>
<p>Günümüzde pek çok kadın saçının aşırı derecede döküldüğünden şikayet ediyor. Dermatolog Belma Bayraktar, &#8216;Çalışma ve yaşam koşulları nedeniyle kariyer sahibi bazı kadınlar, bu sorunu daha çok yaşayabiliyorlar. Bunun da nedeni, iş yaşamından kaynaklanan stres, bakımlı görünmek amacıyla saçlara sıkça yapılan boya ve fön gibi zarar veren uygulamalar, kullanılan doğum kontrol hapları&#8217; diye konuştu.</p>
<p>BİLİYOR MUSUNUZ?</p>
<p>- Tek bir saç telinin kalınlığı 0.02mm &#8211; 0.04mm arasıdır.<br />
- Sarışınlarda, kızıl veya koyu renkli olanlara göre daha çok saç teli bulunur.<br />
- Kafa derisinde ortalama 100.000 saç teli bulunur.<br />
- Saçlar günde 0.35 mm, ayda yaklaşık 1cm uzar.<br />
- Ömür boyunca sahip olacağınız saç folikülleri anne karnındaki bebeğin altıncı ayı civarında oluşur.</p>
<p>GÜÇ KAZANDIRAN YÖNTEMLER</p>
<p>MEZOTERAPİ: Derinin orta tabakasına enjeksiyon ile yapılan bir tedavi şekli. Vitamin, mineral ve dolaşım güçlendirici maddelerle uygulanan tedaviyle saç diplerindeki kıl köklerini besleyerek saçların canlanmasını sağlıyor. Ağızdan alınan ilaçlara göre avantajı, doğrudan saç diplerine ulaşabilmesi.</p>
<p>Enjeksiyon elle veya mezoterapi tabancası ile yapılıyor. Özellikle mevsimsel, strese bağlı, gebelik sonrası (emzirme dönemi hariç) saç dökülmelerinde, bölgesel saç dökülmelerinde tedavi ve destek amaçlı, hormonal kaynaklı dökülmelerde ise destek amacıyla kullanılıyor.</p>
<p>İLAÇLAR: Son dönemde saç dökülmesini engelleyen ve yeniden saç çıkartan birtakım ürünler eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan, bazıları ise losyon şeklinde. Bu ilaçlar saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı buğday tohumu yağı içerikli ve bunlara ek olarak aminoasit, E vitamini, B Vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri ile antioksidanlar içeriyor. Son derece faydalı olan ilaçların en az 3 ay süreyle kullanımları gerekiyor.</p>
<p>TONİK VE LOSYONLAR: Saç dökülmesinde yararlı bu ürünlerin cilt hekimi tarafından önerilmesi gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/saclariniz-mi-dokuluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşinizle birlikte zayıflayın</title>
		<link>http://www.chatalem.net/esinizle-birlikte-zayiflayin.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/esinizle-birlikte-zayiflayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 07:29:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=5137</guid>
		<description><![CDATA[Bir araştırmaya göre; aileleri veya arkadaşları şişman olanlar, şişmanlık üzerinde çok fazla objektif değerlendirmede bulunamıyorlar ve kilo almaya oldukça eğilimliler. Ve kişinin sosyal çevresinde fazla kilolu insanların sayısı arttıkça kişinin fazla kilolu olma riski de bir o kadar artıyor. Şişmanlığın bulaşıcı olduğunu belirten Diyetisyen Gizem Tutar, “Yapılan araştırmalar da aynı sonucu gösteriyor. Virüslerle ve bakterilerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir araştırmaya göre; aileleri veya arkadaşları şişman olanlar, şişmanlık üzerinde çok fazla objektif değerlendirmede bulunamıyorlar ve kilo almaya oldukça eğilimliler. Ve kişinin sosyal çevresinde fazla kilolu insanların sayısı arttıkça kişinin fazla kilolu olma riski de bir o kadar artıyor.<span id="more-5137"></span></p>
<p>Şişmanlığın bulaşıcı olduğunu belirten Diyetisyen Gizem Tutar, “Yapılan araştırmalar da aynı sonucu gösteriyor. Virüslerle ve bakterilerle bulaşmıyor olsa da, obezite sosyal olarak bulaşıcı bir durum” diye konuşuyor.</p>
<p>Tutar, zayıflama sürecinde eşlerin birlikte hareket etmesinin daha olumlu sonuçlar doğurduğunu belirtiyor ve evliliklerin kilo kontrolüne etkisini şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Eşler arasında fazla kiloların bulaşıcı olması şaşırtıcı değil. Evlilik, düzenli bir hayatı da birlikte getirdiği için yeni evlenenlerin daha kolay kilo aldığını siz de sıkça görmüşsünüzdür. Yapılan bilimsel çalışmaların sonucu da bu yönde. Evlilik vücut ağırlığının artmasına yol açan faktörlerden biri ve en az iki yıllık evli olanların vücut ağırlıkları ve kilolarının boylarına göre olan oranı birbirine çok benzer.</p>
<p>EVLENENLER NEDEN KİLO ALIYOR?</p>
<p>Evlenen kişilerin kilo almaya eğilimli olmasının nedenleri arasında ilk sırayı beslenme düzeni alır. Evlenen kişiler, yalnız yaşadıkları zaman dilimine veya öğrencilik hayatlarına nazaran daha düzenli beslenirler ve eşleri ile uzayan akşam yemekleri ve gece atıştırmaları kilo almalarına neden olur.</p>
<p>Evlilik fazla kilo ilişkisinde diğer önemli konu ise işin psikolojik boyutu. Uzmanlara göre, evlenen kişi zayıf kalma konusunu fiziksel görüntü açısından önemsemiyor. Evlenmeden önce karşı cinse çekici görünmeye çalışan eşler, evlendikten sonra bu durumu daha az önemsemeye başlıyor. Ve sonuçta beraberce kilo alıyorlar.</p>
<p>Fakat eşler gene de yalnız zayıflamaya çalışanlara göre daha şanslı. Yapılan araştırmalar, eşlerin zayıflama konusunda birlikte hareket ettiklerinde yalnız başına zayıflamaya çalışanlara göre çok daha fazla başarılı olduklarını göstermiştir. Bu yalnız başına zayıflanmaz anlamına gelmiyor fakat her konuda olduğu gibi zayıflama konusunda da birlikten kuvvet doğuyor.</p>
<p>Yapılan bir başka çalışmada, eşlerin fiziksel aktivite düzeyleri ile ilişkili. Bu çalışmada da, evli olanların düzenli fiziksel aktiviteye daha çok bağlı kaldıkları gösterilmiştir. Bunun nedeninin eşe karşı duyulan sorumluluktan kaynaklandığı söylenebilir.</p>
<p>EVLİLER ZAYIFLAMA KONUSUNDA DAHA ŞANSLI</p>
<p>Diyet yapmak uzun sürdüğünde sıkıcı bir hal alabilir. Diyet motivasyonu eşle birlikte diyet yapıldığında yükselir. Evde sağlıklı beslenme kuralları geçerli olmaya başlar. Zamanla alışkanlık haline gelen bu kurallar, kilo korumada da başarılı olunmasını sağlar.</p>
<p>Yapılan diyette yasaklar varsa mutlaka insana çekici gelir. Motivasyonun kırıldığı anlarda diyeti bozmak kolay bir hal alır. Eşlerin birbirine duyduğu sorumluluk bu durumun önüne geçer. Eşler, sosyal yaşamda bir arada olmayı severler. O nedenle beraber spor yapmaya gitmek, daha keyifli bir hal alır. Yan yana oldukları için sıkılmayan çiftler daha uzun süre egzersiz yaptıklarının farkına bile varmazlar. Ayrıca, misafirliklerde ve sosyal ortamlarda yapılan ikramlara iki kişi &#8220;hayır&#8221; demek daha kolaydır.</p>
<p>Ntvmsnbc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/esinizle-birlikte-zayiflayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En uygun tedavi hangisidir?</title>
		<link>http://www.chatalem.net/en-uygun-tedavi-hangisidir.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/en-uygun-tedavi-hangisidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 14:59:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[En uygun tedavi hangisidir]]></category>
		<category><![CDATA[kansere karşı uygun tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kansere uygulanan yardımlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4578</guid>
		<description><![CDATA[Tedavi genellikle kanser teşhis edildikten hemen sonra başlar. Bütün seçenekleri doktor ve hemşirelerinizle tartışabilirsiniz çünkü onlar sizin beklentilerinizi dikkate almak durumundadırlar. Tedaviyi planlamak Temel tedavi türleri cerrahi müdahale, ışın tedavisi ve kemoterapidir. Bazı kanserler için her üç tedavi birden kullanılabilir. Bazen hiçbir tedavi uygun olmayabilir. Doktorunuz sabretmenizi ve olacakları izlemenizi tavsiye edebilir (bundan bazen ‘tetikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Tedavi genellikle kanser teşhis edildikten hemen sonra başlar. Bütün seçenekleri doktor ve hemşirelerinizle tartışabilirsiniz çünkü onlar sizin beklentilerinizi dikkate almak durumundadırlar.<br />
<span id="more-4578"></span><br />
Tedaviyi planlamak</p>
<p>Temel tedavi türleri cerrahi müdahale, ışın tedavisi ve kemoterapidir. Bazı kanserler için her üç tedavi birden kullanılabilir. Bazen hiçbir tedavi uygun olmayabilir. Doktorunuz sabretmenizi ve olacakları izlemenizi tavsiye edebilir (bundan bazen ‘tetikte bekleyiş’ olarak bahsedilir). Doktorunuza bunun ne anlama geldiğini sorabilirsiniz.</p>
<p>Tedavinizde planladığınız gibi, uzman doktorunuz (testlerinizi ve tedavinizi düzenleyen doktor) hastalığın içinde bulunduğu evreyi ve genel sağlığınızı göz önünde tutacaktır. Bu ‘gösterim’ olarak adlandırılır. Hastalığın hangi evrede olduğunu bilmek gelişimi ve hangi tedavinin uygulanacağı hakkında bir fikir edinmeye yardımcı olacaktır. </p>
<p>Eğer cerrahi müdahale, radyoterapi ya da kemoterapi önerilirse, söz konusu tedaviye razı olduğunuza dair sizden bir izin belgesi istenecektir.</p>
<p>Cerrahi müdahale</p>
<p>Bu, kanseri ortadan kaldırmayı ya da gelişimini mümkün olduğunca durdurmayı amaçlar. Siz muhtemelen tam olarak ne olacağı ile ilgili doktorunuzla görüşmek isteyeceksiniz. Bazı hastaneler operasyonlar ve etkileri ile ilgili görüşebileceğiniz uzman hemşirelere sahiptir.</p>
<p>Radyoterapi</p>
<p>Radyoterapide kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili ışınlar kullanılır. Bu tedavinin uygulanması için genellikle hastanede kalmaya gerek yoktur bunun yerine düzenli olarak gidilmesi yeterlidir. </p>
<p>Tedavi ağrısızdır fakat yan etkileri olabilir. Bazı insanlara yorgunluk ve şişkinlik hissi verebilir ve güneş yanığı gibi bazı cilt reaksiyonlarına neden olabilir. Tedavinin sona ermesiyle birçok yan etki ortadan kalkabilir fakat nadiren de olsa tekrar edebilir ve uzun süreli olabilir.</p>
<p>Doktorunuza sorun </p>
<p>Örnek sorular;</p>
<p>&#8220;Kemoterapiden sonra saç dökülmesini önlemek için kafa derisini serin tutan cihazlar hakkında bir şeyler duydum&#8230;?&#8221;<br />
&#8220;Kanserli bir hasta için deneysel ilaç denemeleri hakkındaki görüşünüz nedir?&#8221;<br />
&#8220;Babam kemik kanseri, acıyı hafifletmek için ne yapabiliriz?&#8221;<br />
&#8220;Eşim kemoterapi görüyor, iştahını arttırmak için ne yapabilirim?&#8221;<br />
Kemoterapi</p>
<p>Kemoterapi kanserli hücreleri yok eden güçlü ilaçların kullanıldığı bir tedavidir. İlaçlar çoğunlukla enjeksiyon ya da damlalıkla verilir. Bu tedavi kimi zaman hastanede kalmayı gerektirir. Kemoterapinin de yan etkileri vardır çünkü ilaçlar sağlıklı hücrelere de zarar verebilir. Saç dökülmesi, yorgunluk, haslık hissi, kusma ve bağışıklık sisteminde zayıflık görülebilir. İnsanların cinsel yaşantıları da etkilenebilir.</p>
<p>Diğer tedaviler</p>
<p>Diğer tedavi şekilleri hormon terapisi, kemik iliği nakli ve periferik kan kök hücre naklidir. </p>
<p>Tamamlayıcı yaklaşımlar</p>
<p>Onlarca farklı tamamlayıcı terapi bulunmaktadır. Tamamlayıcı terapistler tedavi ve sonrasında kanser hastalarını desteklemeye çalışırlar.</p>
<p>Bakımınız için öneriler</p>
<p>Servisler</p>
<p>Birincil bakım ekipleri<br />
İlçe hastanelerindeki kanser üniteleri<br />
Büyük hastanelerdeki kanser merkezleri<br />
Çocuklar için özel kanser merkezleri<br />
Gençler için özel kanser üniteleri</p>
<p>Uzmanlar</p>
<p>Aynı zamanda tedavinizi ve bakımınızı sağlayan farklı uzmanlara sormak istediğiniz sorular olabilir. Bazı sağlık uzmanları en iyi standartlardaki bakımın uzmanlar tarafından sağlanacağını düşünürler:</p>
<p>Sahip olduğunuz kanser türünde uzman cerrahlar </p>
<p>Danışman onkoloji uzmanlarına yönlendirilen uzman çalışma ekipleri (kanser konusunda uzmanlaşmış)sahip olduğunuz kanser türünde uzman bir radyoterapi ve kemoterapi personeli uzman hemşire danışmanlar ve geçici bakım ekipleri bulunmaktadır.</p>
<p>Palyatif bakım</p>
<p>Palyatif bakım siz ve ailenizin yaşam kalitesine odaklıdır. Acı ve diğer belirtileri kontrol etme, sosyal, duygusal ve manevi ihtiyaçlarınızı gidermeyi amaçlar.</p>
<p>Palyatif bakım özellikle iyileştirilemeyen hastalıklar için önemlidir fakat tüm kanser hastaları için uygulanabilir. Bazı insanlar, hastane veya birliklerde çalışan sağlık uzmanlarından sağlanılabilen Palyatif bakım destek uzmanlarına ihtiyaç duyar.</p>
<p>Uzun süreli izlem ve destek</p>
<p>Eğer kanser tedaviye iyi bir yanıt veriyorsa, doktorlar muhtemelen düzenli kontroller için hastaneye tekrar gitmenizi isteyecektir.</p>
<p>Eğer kanser tedaviye iyi bir yanıt vermiyorsa, birçok insan mümkün oldukça fazla zamanı hastanede geçirmeyi ister. Doktorunuz size evde yaşayabileceğiniz şekilde yardımcı olmalarını sağlar.</p>
<p>Gelecek</p>
<p>Her zaman her bir kanser tedavisinin bir neticesi vardır. Kanserin yinelenmesi için her zaman bir olasılık söz konusudur, fakat bazı insanlarda yıllarca bir problem gözlenmez. Tedavinin ardından zamanla benzer belirtilerin gözlenmesi durumunda kontrol olunmaya ihtiyaç vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/en-uygun-tedavi-hangisidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserler için genel risk faktörleri</title>
		<link>http://www.chatalem.net/kanserler-icin-genel-risk-faktorleri.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/kanserler-icin-genel-risk-faktorleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 14:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser risk faktörleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserler için genel risk faktörleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4576</guid>
		<description><![CDATA[Kanserin nedenleri ne kadar iyi bilinirse, korunma da o kadar olanaklı olabilir. Kanser araştırmacılarının üzerinde durduğu önemli konulardan biri de toplumlarda kansere yakalanma olasılığını artıran &#8220;risk faktörleri&#8221;dir. Kanser zaman içinde ve pek çok farklı faktöre bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bazı kanserlerde genetik faktörlerin özellikle rol oynadığı, çoğu kanserde yaşam biçimleri, yeme-içme alışkanlıkları, kimyasal maddelere maruziyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserin nedenleri ne kadar iyi bilinirse, korunma da o kadar olanaklı olabilir. Kanser araştırmacılarının üzerinde durduğu önemli konulardan biri de toplumlarda kansere yakalanma olasılığını artıran &#8220;risk faktörleri&#8221;dir.<br />
<span id="more-4576"></span><br />
Kanser zaman içinde ve pek çok farklı faktöre bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bazı kanserlerde genetik faktörlerin özellikle rol oynadığı, çoğu kanserde yaşam biçimleri, yeme-içme alışkanlıkları, kimyasal maddelere maruziyet gibi çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Genellikle bütün bunların farklı düzeylerde etkisi söz konusu olmaktadır. </p>
<p>Kanser oluşumuna yol açan bazı faktörler ortadan kaldırılabilir ancak genetik geçiş gibi bazı faktörler önlenememektedir. Önlenebilen faktörlerin en aza indirilmesi önemlidir. Roche İlaç firmasının web sayfasında yer verdiği bilgilere göre; Kanser ortaya çıkma olasılığını artıran bazı faktörler şunlardır: </p>
<p>• Tütün. Tütün ve mamullerinin kullanılmasının kanserlerin ortaya çıkmasında büyük pay sahibi olduğu bilinmektedir.<br />
• Beslenme. Araştırmacılar beslenme alışkanlıkları ile kanserler arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Örneğin araştırmalar beslenmede yüksek yağ içeriği bulunmasının, kalın barsak, rahim ve prostat gibi kanser türlerii ile ilintili olduğunu göstermiştir. Aşırı şişmanlığın yaşlı kadınlar arasında meme kanserine yakalanma olasılığını yükseltiyor olabileceği bildirilmektedir. Öte yandan lif oranı yüksek beslenmenin bazı kanser tipleri için koruyucu özellikte olduğu gösterilmiştir.<br />
• Ultraviyole (UV) radyasyon. Yoğun güneş maruziyetinin ciltte erken yaşlanmaya ve tahribata yol açabildiği, bunun sonucunda da kanser gelişimini tetiklediği bildirilmektedir.<br />
• Alkol. Aşırı alkol içenlerde ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer kanserlerine yakalanma riski artmaktadır. Eğer ek olarak sigara da içiliyorsa, riskler daha da yükselmektedir.<br />
• İyonize radyasyon. Ortamdaki radyoaktivitenin yüksek olduğu durumların lösemi, meme, tiroid, akciğer, mide ve diğer organ kanserlerinin ortaya çıkması riskini artırdığı gösterilmiştir.<br />
• Kimyasal maddeler. Bazı kimyasal maddelere, metallere, pestisitlere (örn. böcek öldürücüler) maruz kalmanın kanser riskini artırdığı bilinmektedir. Asbest, nikel, kadmiyum, uranyum, radon, vinilklorid, benzen gibi maddeler iyi bilinen kanserojen maddelerdir. Bu maddeler tek başlarına ya da bir başka kanserojen madde ile, örneğin tütün ile birlikte kanser riskini daha da artırır.<br />
• Hormon replasman tedavisi. Menapoz döneminde bedende eksilen hormonların yerine dışardan hormon verilmesi tedavisi ile menapoz belirti ve bulgularında hafifleme sağlanabilmektedir. Bazı araştırmalar tek başına östrojen kullanımının rahim kanseri riskinde artışa yol açabildiğini göstermiştir. Bazı çalışmalarda da uzun süre östrojen kullanan kadınlarda meme kanseri riskinde artış olduğu öne sürülmüştür.<br />
• Bazı tip kanserlere yakın akrabalarda rastlanması. Meme, yumurtalık, prostat, kalın barsak gibi kanser tiplerinin bazı ailelerde daha fazla ortaya çıkma eğilimi gösterdiği saptanmıştır. Bunun genetik nedenlerle mi, yoksa aynı aile bireylerinin paylaştığı yaşam biçimleri, beslenme alışkanlıkları gibi dışsal nedenlerle mi olduğu tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. </p>
<p>Kanser riski taşıdığını düşünen kişiler bunu doktorlarına danışmalı, düzenli sağlık kontrollerinden geçmelidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/kanserler-icin-genel-risk-faktorleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanseri yenenlerden beslenme tavsiyeleri</title>
		<link>http://www.chatalem.net/kanseri-yenenlerden-beslenme-tavsiyeleri.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/kanseri-yenenlerden-beslenme-tavsiyeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 14:57:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hastalıgı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanseri yenenlerden beslenme tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri yenme yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4574</guid>
		<description><![CDATA[Aslında her kanser tedavisi gören hastanın çok ciddi bulantı problemi yok, zira günümüzde hekimlerin önerdikleri bulantı giderici ilaçlar oldukça etkili. Yine de hafif ya da orta şiddetteki bir bulantı diyetinizi mahvedebilir. Çoğu insan tedavi sırasında mideyi bastıran patates püresi, krakerler gibi besinleri tüketir. Aslında önerebileceğimiz daha sağlıklı alternatifler var, bazı ufak sırlar tedavi sırasında yardımcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında her kanser tedavisi gören hastanın çok ciddi bulantı problemi yok, zira günümüzde hekimlerin önerdikleri bulantı giderici ilaçlar oldukça etkili.<br />
<span id="more-4574"></span><br />
Yine de hafif ya da orta şiddetteki bir bulantı diyetinizi mahvedebilir. Çoğu insan tedavi sırasında mideyi bastıran patates püresi, krakerler gibi besinleri tüketir. Aslında önerebileceğimiz daha sağlıklı alternatifler var, bazı ufak sırlar tedavi sırasında yardımcı olabilir. </p>
<p>Meyveli yoğurtlar besin değeri yüksek ve diğer besinlere göre tüketilmesi daha kolay olan besinlerdir, piyasada hazır bulunabileceği gibi evde kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Gerçekten iyi beslenemiyorsanız, eczanelerde bulabileceğiniz Ensure gibi bir beslenme desteğini meyveli yoğurdunuza ekleyebilirsiniz. Ülkemizde yoğurdun bin bir çeşidi bulunuyor, dilediğinizi seçin. Tatlı patatesler normallerine göre daha fazla vitamin içerirler, yulaf ezmesi de bu dönemde önerilebilecek bir besindir. </p>
<p>Sıcak bir kase çorba insanın kendini daha iyi hissetmesine yol açar, hele soğuk bir kış gününde. Ama koca bir tabak yerine ufak bir kase tercih edilmelidir, ufak miktarlarda yemek bulantı açısından daha iyidir. </p>
<p>Sabah &#8211; öğlen &#8211; akşam yemeklerini unutun ve ne zaman isterseniz o zaman yiyin. Bazı insanların iştahları sabah daha açıktır, o zaman erken saatlerde büyük öğünleri alıp akşam atıştırabilirsiniz. Hekiminiz kemoterapi sırasında bol miktarda sıvı almanızı önerecektir. Bu önerileri ciddiye alın. Ne kadar çok sıvı alırsanız toksinleri vücudunuzdan atmanız o kadar kolay olacaktır. Sıvı almak adına sürekli su içmenin neredeyse imkânsız olduğunu fark edince yeşil çay veya soğuk çayı deneyebilirsiniz. </p>
<p>Kanser tedavisi sırasında sağlıklı beslenmek oldukça zordur, gene de uğraşmak gerekir. Tedavinin yan etkilerine karşı koyabilmek için gereken gücü toplamak üzere bu besin maddelerine ihtiyacınız var. Sonuçta kanser uzmanları beslenme durumu daha iyi olan hastaların kemoterapiyi daha kolay atlattıklarını belirtiyorlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/kanseri-yenenlerden-beslenme-tavsiyeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuz gecelerin sorumlusu Kurdeşen&#8217;e dikkat!</title>
		<link>http://www.chatalem.net/uykusuz-gecelerin-sorumlusu-kurdesene-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/uykusuz-gecelerin-sorumlusu-kurdesene-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 14:55:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kurdeşen saglık sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuz geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuz gecelerin sorumlusu Kurdeşen'e dikkat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4572</guid>
		<description><![CDATA[Alerji… Bu kelimeyi pek sık duyar olduk son yıllarda. Güneş alerjisi… Çilek alerjisi… Alerjik nezle… Alerjik astım… —Güneşte kaldım her tarafım kızardı, kabardı. —Çilek yedim, kaşıntıdan duramıyorum. —Dondurma mı, aman beni perişan ediyor. —Hapşırmaktan gözlerimi açmıyorum. Farklı nedenler farklı alerjik durumlara neden olabilir. Halk arasında kurdeşen olarak bilinen yaygın alerjik durumlardan ÜRTİKER hakkında bilgiler bulacaksınız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alerji… Bu kelimeyi pek sık duyar olduk son yıllarda. Güneş alerjisi… Çilek alerjisi…<br />
Alerjik nezle… Alerjik astım…<br />
<span id="more-4572"></span><br />
—Güneşte kaldım her tarafım kızardı, kabardı.<br />
—Çilek yedim, kaşıntıdan duramıyorum.<br />
—Dondurma mı, aman beni perişan ediyor.<br />
—Hapşırmaktan gözlerimi açmıyorum.</p>
<p>Farklı nedenler farklı alerjik durumlara neden olabilir. Halk arasında kurdeşen olarak bilinen yaygın alerjik durumlardan ÜRTİKER hakkında bilgiler bulacaksınız.</p>
<p>Ürtiker “ısırgan otu döküntüsü” ve kurdeşen gibi bilinen alerjik bir deri döküntüsüdür. İki farklı tipi vardır: Akut Ürtiker sık olarak alerji yapan bir madde tarafından oluşturulur ve birkaç saat ile hafta arasında devam eder. Altı haftadan uzun devam ederse artık adı Kronik Ürtiker olur.</p>
<p>Nedenleri Nelerdir?<br />
Akut Ürtiker’e en sık neden olanlar;<br />
—Evcil hayvanlar( kediler, köpekler, atlar)<br />
—Deniz mahsulleri(balıklar, kabuklu deniz hayvanları)<br />
—Kuruyemiş, meyve Süt ürünleridir<br />
—Bal arısı veya eşek arısı sokması Ürtiker’e neden olabilir<br />
—Antibiyotikler gibi alerjen ilaçlar, aspirin. </p>
<p>Yüksek Ateş veya Hepatit B gibi belirli viral enfeksiyonlar ve kan nakilleri ve aşılar da neden olabilir. Belirli parazitlerin meydana getirdiği infeksiyonlar, tansiyon ilaçları veya stres tetikleyebilir. Kronik Ürtiker’in çoğunluğunun tanımlaması zordur. </p>
<p>—Belli Paraziter hastalıklar,<br />
—Tansiyon ilaçları veya stres tetikleyicidir.<br />
—Kronik Hastalıklar (idrar yolu enfeksiyonları, sinüzit, akciğer hastalıkları) </p>
<p>Kronik ürtiker; derinin ısıya maruz kalması, soğuk, güneş ışığı, titreme veya basınç gibi fiziksel faktörler tarafından da tetiklenebilir. Bazı kişiler o kadar hassas cilde sahiptir ki herhangi bir ovalama dahi dermografizm diye adlandırılan ve deriden kabarık kırmızı çizgilere neden olan kabartılara sebep olabilir. Buda bir çeşit ürtikeryal oluşumdur. </p>
<p>—Tiroit hastalıkları<br />
—Kanser<br />
—LUPUS gibi bağışıklık sistemini tutan hastalıklar Ürtiker’i tetikleyebilir. </p>
<p>Belirtileri Nelerdir?<br />
Döküntüye bağlı bir sayıda kırmızı çevrilmiş cilt lezyonları. Bu vücuduna yayılmaya meyillidir. Kronik olgularda kaşıntılı uykusuz gecelere neden olur bu durum depresyona bile neden olabilir. Hastalığın bulguları arasında kaşıntılı, deriden kabarık, kızarık 0,5cm ila çok büyük ölçülerde deride plaklar bulunur. Bu plakların bazıları birleşme eğilimindedir. Plakların sınırlarını net olarak çizmek her zaman mümkün olmaz. Lezyonlar genellikle birkaç saat içerisinde solar, yerine başka alanlarda yenileri çıkabilir. Ancak ortamda hastalık gibi, ilaç gibi bir tetikleyici faktör varlığında stres ve aspirin alımı takiben aniden tekrar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Nedeni Nasıl Teşhis Edilir?<br />
Hastalarda iyi bir hastalık öyküsü sonrası, alerji testlerini içeren araştırmalar yanında diğer bahsi geçen hastalıkların araştırmaları yapılmalıdır. Altta yatan hastalığın tedavisi sonucunda genel olarak ürtiker kendiliğinden geçer ve tekrar etmez. Ancak sebebi bilinmeyen ürtiker hastalarında antialerjik ilaçlardan faydalanılır. Bu hastalarda klasik olarak sabahları sedatif olmayan antialerjikler, akşamları sedatif antiallerjikler ve H2 reseptör blokerleri birlikte kullanılır. H2 reseptör blokerleri asıl itibari ile mide asiditesini azaltmak için kullanılan ilaçlardır. Ancak derideki histamin reseptörlerinin % 20 kadarı H2 tipinde olduğu için bu tür ilaçlar bu hastalarda faydalı olmaktadır. Bunun dışında bunlara cevap vermeyen hastalarda kortizon dahi kullanılabilir. </p>
<p>Alınması gereken Önlemler Nelerdir?<br />
Tetikleyici faktörler kaçının.<br />
Bu nedenle:<br />
—Cildinizi serin tutun, egzersizden sakının ve ılık duş alın,<br />
—Cildinizi sakinleştirmesi için mentol krem uygulayın,<br />
—Tüm Aspirin ve Kodein içeren ilaçlardan kaçının,<br />
—Şu anda kullandığınız herhangi bir ilacın yan etkilerinin listesini okuyun,<br />
—Sodyum benzoat gibi koruyucular ve Tartrazine gibi gıda tatlandırıcılarından kaçının,</p>
<p>Antihistaminiklerin yüksek dozlarda uygulaması altı haftaya kadarki uzun dönemlerde gerekli olabilir. Diğer alta yatan hastalıkları açığa çıkarmak için özel araştırmalar gerekli olabilir.</p>
<p>Alerji Testi yaptırmalı mıyım?<br />
Eğer gözlem ile sebep aydınlatılamazsa doktorunuz düşündüğü sebeplere ilişkin tahliller isteyecektir. Gerek görülürse Prick Test de yapılacaktır. Her hastanın yaptırmasına gerek yoktur. Özellikle çocuk yas grubunun (5 yas<) yaptırmasında fayda vardır. Bunlarda gıda prick testi de yaptırılmalıdır. Total IgE ve Spesifik IgE&#8217;ler de ölçülmelidir. Bu konuda doktorunuza güvenin.</p>
<p>Sonuç olarak,<br />
Tedavi sorumlu etkenin ortadan kaldırılması ile başlamalıdır. Bununla beraber ağızdan alerji ilaçları (antihistaminik) ile tedavi söz konusudur. Tedaviye yetersiz yanıtın söz konusu olduğu durumlarda kortizonlu ilaçlarla ağızdan tedavi uygulanabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/uykusuz-gecelerin-sorumlusu-kurdesene-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu ağacın kendi de meyvesi  şifa kaynağı</title>
		<link>http://www.chatalem.net/bu-agacin-kendi-de-meyvesi-sifa-kaynagi.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/bu-agacin-kendi-de-meyvesi-sifa-kaynagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 12:48:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcık faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcık faydası]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcık yaprağı faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcık yararı]]></category>
		<category><![CDATA[kızılcık yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4469</guid>
		<description><![CDATA[Uyuyamayanlar ve böbreğinde taş olanlar için&#8230;Uzmanlar kızılcık meyvesinin yaprağı, ağacının kökü, gövdesi ve kabuğuyla adeta bir şifa kaynağı olduğunu, kızılcık meyvesinin yaşam kalitesini yükselttiğini ve uyku problemi yaşayanlara iyi geldiğini vurguladı. Hava karardıktan sonra beyinde salgılanan melatonin adlı hormonun yaşam ritmini arttırdığına dikkat çeken uzmanlar bu hormon eksikliğini yaşayan kişilerin melatonin ilaç takviyesi yapabileceğini kaydetti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyuyamayanlar ve böbreğinde taş olanlar için&#8230;Uzmanlar kızılcık meyvesinin yaprağı, ağacının kökü, gövdesi ve kabuğuyla adeta bir şifa kaynağı olduğunu, kızılcık meyvesinin yaşam kalitesini yükselttiğini ve uyku problemi yaşayanlara iyi geldiğini vurguladı.<span id="more-4469"></span><br />
Hava karardıktan sonra beyinde salgılanan melatonin adlı hormonun yaşam ritmini arttırdığına dikkat çeken uzmanlar bu hormon eksikliğini yaşayan kişilerin melatonin ilaç takviyesi yapabileceğini kaydetti.</p>
<p>İşte uzmanların dilinden kızılcık meyvesinin faydaları:</p>
<p>&#8220;Melatonin ilaçlarının bir çoğu kızılcıktan yapılır. Uyku sorunları olan kişiler gece yatmadan önce bir bardak kızılcık suyu içmelidir. Kan pıhtılaşmasını düzenler. Kızılcık kabuğu ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu geçiren bayanların bu sorununa yardımcı olur. İdrardaki asit miktarını arttırır, böbrek taşlarının tedavisinde kullanılır. İdrardaki ağır kokuları da giderir.&#8221;</p>
<p>kaynak:bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/bu-agacin-kendi-de-meyvesi-sifa-kaynagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz gribi uyarısı</title>
		<link>http://www.chatalem.net/domuz-gribi-uyarisi.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/domuz-gribi-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 08:42:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[domuz giribi önlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[domuz giribinden nasıl korunulur]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4435</guid>
		<description><![CDATA[Tehlikenin henüz tam olarak geçmediğini bir kez daha hatırlatan uzmanlar, önemli uyarılarda bulundu.Türkiye&#8217;de domuz gribi salgının &#8221;yatıştığı&#8221; belirtilirken, uzmanlar riskin devam ettiğini, vatandaşların kişisel hijyen tedbirlerini bırakmamaları uyarısında bulundular. Samsun İl Sağlık Müdür Yardımcısı Erdinç Özoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yılının kasım ayından günümüze Samsun&#8217;da 30 kişinin domuz gribinden hayatını kaybettiğini, Türkiye genelinde domuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tehlikenin henüz tam olarak geçmediğini bir kez daha hatırlatan uzmanlar, önemli uyarılarda bulundu.Türkiye&#8217;de domuz gribi salgının &#8221;yatıştığı&#8221; belirtilirken, uzmanlar riskin devam ettiğini, vatandaşların kişisel hijyen tedbirlerini bırakmamaları uyarısında bulundular.<span id="more-4435"></span></p>
<p>Samsun İl Sağlık Müdür Yardımcısı Erdinç Özoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yılının kasım ayından günümüze Samsun&#8217;da 30 kişinin domuz gribinden hayatını kaybettiğini, Türkiye genelinde domuz gribi nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının ise 600&#8242;ü bulduğunu belirtti.</p>
<p>Samsun&#8217;da domuz gribi nedeniyle kasım ayından beri bin 100 kişinin hastaneye yattığını, bu kişilerden 365&#8242;inde domuz gribine rastlanıldığını anlatan Özoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Samsun&#8217;da takip ettiğimiz hastalardan 30&#8242;unu kaybettik. Bunlardan 20&#8242;si Samsun ikametli, yarıya yakının altında ise herhangi bir kronik hastalık yoktu. En son 18 ocakta bir kişi domuz gribinden hayatını kaybetti. Ülkemizin bulunduğu yarım kürede İnflüenza A&#8217;ya bağlı grip mevsimi henüz geçmiş değil.&#8221;</p>
<p>Domuz gribi salgını ile birlikte insanların sağlıklı beslenmeye ve kişisel hijyen tedbirlerine ağırlık verdiklerine işaret eden Özoğlu, &#8221;Domuz gribi sayesinde insanlar el yıkamaya önem vermeye başladı. İnsanlarımız artık kişisel hijyen konusunda daha dikkatli bu önemli bir kazanım&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Riskin devam ettiğini, el yıkama, kol içine hapşırma, tokalaşmama, kucaklaşmama gibi kişisel tedbirlerin alınmaya devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Özoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Sadece gribe yönelik değil, bütün enfeksiyon hastalıkları yönünden kişisel hijyenik tedbirlerin alınması gerekiyor. Geçen sene Samsun&#8217;da 43 Hepatit A vakası tespit ettik. Bu hijyen konusunda gereken özeninin gösterilmediği demektir. Hepatit A varsa demek ki, hijyenik koşullara yeterince dikkat edilmemiş. Gribal hastalıklara, enfeksiyon hastalıklarına, Hepatit A gibi bulaşıcı hastalıklara karşı kendimizi korumak için hijyenik koşullara çok dikkat etmemiz gerekiyor. El yıkama, kol içine hapşırma, kullanılan mendilin atılması, çiğ yediğimiz yiyeceklerin iyi bir şekilde yıkanmasına dikkat etmemiz gerekiyor.&#8221;</p>
<p>Samsun&#8217;da domuz gribine karşı 46 bin kişinin aşılandığını da bildiren Özoğlu, aşılamanın toplum sağlığı merkezlerinde devam ettiğini ancak aşıya karşı talebin ciddi oranda azaldığını vuruladı.</p>
<p>Domuz gribi geçirmeyen ve aşı olmayan kişilerin domuz gribi olma risklerinin halen devam ettiğini söyleyen Özoğlu, Sağlık İl Müdürlüğü olarak, domuz gribi salgını ile ilgili çalışmalarının, hastalığın yoğun olduğu dönemlerdeki gibi devam ettiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>kaynak:bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/domuz-gribi-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hücreleri yenileyen meyve</title>
		<link>http://www.chatalem.net/hucreleri-yenileyen-meyve.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/hucreleri-yenileyen-meyve.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 08:27:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hücreleri yenileyen meyve]]></category>
		<category><![CDATA[incir çekirdeği faydası]]></category>
		<category><![CDATA[incir faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[incir yararları]]></category>
		<category><![CDATA[incirin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[incirin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık gündemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4417</guid>
		<description><![CDATA[İşte doğal sakinleştirici meyvenin sayısız faydaları&#8230;İncirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğu bildirildi. Amerikan Diyetetik Derneği&#8217;nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tazesinin yaz aylarında, kurusunun ise her zaman bulunabileceği incirin, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olduğunu söyledi. İncirin, içerdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte doğal sakinleştirici meyvenin sayısız faydaları&#8230;<span id="more-4417"></span>İncirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğu bildirildi.<br />
Amerikan Diyetetik Derneği&#8217;nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tazesinin yaz aylarında, kurusunun ise her zaman bulunabileceği incirin, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olduğunu söyledi.</p>
<p>İncirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğunu belirten Dönmez, &#8221;İncir, lif deposudur ve gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan fisin içerir. Ayrıca çok hafif bağırsak çalıştırıcı özelliği olduğu da bilinmektedir. İncirin anti-kanserojenik etkisi üzerinde de çalışmalar bulunmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Dönmez, Japonya&#8217;da yapılan bir araştırmanın deri altında tümör geliştirilmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiğini ifade ederek, &#8221;Ayrıca kemik sağlığı, kan pıhtılaşması ve sağlıklı sinir sistemi için gerekli kalsiyumun en yoğun bitkisel kaynağı olduğu bilinmektedir. Anında enerji sağladığı ve krampları engellediği için sporcular için oldukça faydalı bir besindir. Özellikle kuru incir, demir ve potasyum açısından besin değeri yüksek bir meyvedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>-&#8221;İNCİRİN SAKİNLEŞTİRİCİ ÖZELLİĞİ BULUNUYOR&#8221;-</p>
<p>İncirin, içerdiği bazı asidler dolayısıyla doğal bir sakinleştirici özelliği taşıdığını da vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Besin değeri yüksek bir ürün olan kuru incir, kolay sindirilebilen fruktoz ve glikoz içerir. Protein miktarı birçok kuru meyvenin iki katından daha fazladır. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığı zaman kalsiyum, bakır, magnezyum, potasyum ve kükürt bakımından birinci, enerji, pantotenik asit, riboflavin, tiamin ve piridoksin bakımından ikinci sırayı aldığı görülmektedir. İncir, içeriğindeki pektin nedeniyle, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi gibi yararlar sağlamaktadır.&#8221;</p>
<p>Dönmez, daha olgunlaşmamış incirlerin oda sıcaklığında ve doğrudan güneş ışığı almayan bir yerde, olgun incirlerin ise buzdolabında saklanması gerektiğini belirterek, taze incirin ara öğünlerde veya salataları lezzetlendirmek için kullanılabileceğini ve kahvaltıda da tüketilebileceğini vurguladı.</p>
<p>kaynak:bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/hucreleri-yenileyen-meyve.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>7 günde sigarayı  bıraktıran karışım</title>
		<link>http://www.chatalem.net/7-gunde-sigarayi-biraktiran-karisim.html</link>
		<comments>http://www.chatalem.net/7-gunde-sigarayi-biraktiran-karisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 09:36:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[7 günde sigarayı  bıraktıran karışım]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel karışım]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı 7 günde bıraktıran karışım]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı bıraktıran karışım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatalem.net/?p=4397</guid>
		<description><![CDATA[Yüzde 99 oranında başarılı olan bu bitkisel karışım, tiryakilere dahi sigarayı 7 günde bıraktırıyor.Bitkisel karışımlardan oluşan &#8221;Tekumut&#8221; adlı &#8221;tiksindirici&#8221; ürün ile tiryakilerin dahi sigarayı 7 günde bırakabildiği, yöntemin yüzde 99 oranında başarılı olduğu bildirildi. Adana&#8217;da kurulu Koçak Sigara Bırakma Merkezi sahibi Mustafa Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemde kapalı mekanlarda sigara içilmesi konusundaki yasaklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzde 99 oranında başarılı olan bu bitkisel karışım, tiryakilere dahi sigarayı 7 günde bıraktırıyor.Bitkisel karışımlardan oluşan &#8221;Tekumut&#8221; adlı &#8221;tiksindirici&#8221; ürün ile tiryakilerin dahi sigarayı 7 günde bırakabildiği, yöntemin yüzde 99 oranında başarılı olduğu bildirildi.<span id="more-4397"></span></p>
<p>Adana&#8217;da kurulu Koçak Sigara Bırakma Merkezi sahibi Mustafa Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemde kapalı mekanlarda sigara içilmesi konusundaki yasaklar ve yükselen sigara fiyatları nedeniyle sigarayı bırakmak isteyenlerin sayısında artış olduğunu kaydetti.</p>
<p>Sigarayı bırakmak isteyenlerin en büyük endişesinin sigara içmedikleri zaman fazladan hissettikleri sinir ve stres olduğunu belirten Koçak, &#8221;Bu sıkıntıları aşmak ve tekrar sigaraya başlamanın engellenmesi amacıyla Emekli Albay Özkan Tunaboylu&#8217;nun geliştirdiği ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onaylı &#8216;Tekumut&#8217; adlı bitkisel ürünü ve özel bir yöntemi kullanıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Söz konusu ürünü Tunaboylu&#8217;nun 2,5 yaşındayken babasının akciğer kanserinden hayatını kaybetmesi nedeniyle, şifalı bitkiler üzerinde çalışarak geliştirdiğini ifade eden Koçak, &#8221;Ürünle önce kendisi sigarayı bırakan Tunaboylu, patent ve ruhsatını aldığı bu karışımı ticari hale getirmiş. Ürünle 50 yıllık tiryakiler bile 7 günde sigarayı bırakıyor. Bu yöntemle 5 yılda 42 bini geçkin kişi sigarayı bıraktı. Ürünün başarı oranı yüzde 99. Biz de aynı başarı oranına Adana&#8217;da ürünü kullanan kendim başta olmak üzere bin 100&#8242;den fazla tiryakide ulaştık&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Koçak, başta ABD, Rusya, Fransa, Hollanda, Almanya, Avusturya ve Belçika olmak üzere 20&#8242;den fazla ülkeye ihraç edilen Tekumut&#8217;un meyan kökü, karabaş, karanfil, şeker, çörek otu, yulaf, melisa, at kestanesi, polen, defne ve nane içerdiğini, içinde kimyasal madde bulunmadığını söyledi.</p>
<p>7 GÜNDE BIRAKMA YÖNTEMİ</p>
<p>Koçak, Tekumut&#8217;un küçük bir şişede toz halinde bulunduğunu belirterek, &#8221;Sigarayı bırakmaya karar veren kişi Tekumut&#8217;u bizden temin ediyor. Ardından içeceği 3 adet sigarayı yarım içip poşette saklıyor. Poşette saklanmalı, çünkü ürün kullanılmaya başlandıktan sonra kokusu çok kötü gelecektir&#8221; dedi.</p>
<p>Bu aşamadan sonra artık bir daha kesinlikle sigara içilmediğini kaydeden Koçak, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Sigara içme isteği geldiğinde, hatta gelmeden hemen önce ürün kaşığının 4&#8242;te 1&#8242;i kadar toz dilin üzerine konularak 1-2 dakika kadar ağızda ıslatıldıktan sonra iyice emilip yutuluyor. Günde 20 kez sigara içme isteği olursa 20 kez bitkisel karışım kullanılabiliyor. Yan etkisi yok. İçeriğindeki bitkiler, bırakma aşamasının sinirsiz ve stressiz geçmesini sağlıyor.</p>
<p>Uygulama 7 gün boyunca sürüyor. 7 gün tamamlanınca 8&#8242;inci ve 9&#8242;uncu gün sabah aç karnına, sigara duman gargarası yapılması gerekli. Yani bırakmadan önce yarım içilen sigaralardan biri alınıp yakılıyor, duman içe çekilmeden ağza doldurulup su gargarası yapılır gibi ağızda dolaştırılıyor ve üfleniyor. Bu işlem sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, dumanın içine çekilmemesi. Yoksa yöntem bozulur. Bu işlemler tam olarak uygulandığında 10. gün sigara içme isteği gelmesi bir yana sigara dumanı dahi iğrenç gelecektir.&#8221;</p>
<p>Koçak, kendilerine başvuran kişileri telefonla arayarak durumlarını takip ettiklerini ve destek verdiklerini, Tekumut&#8217;un fiyatının 90 TL olduğunu belirtti.</p>
<p>kaynak:bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatalem.net/7-gunde-sigarayi-biraktiran-karisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

